TBMM’de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısıyla hayata geçen Terörsüz Türkiye süreci, güvenlik ve barış gündemini yeniden şekillendiriyor. Bu çerçevede kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, ülke içinde ve dışındaki terörle mücadele politikalarını değerlendirmek, çözüm önerileri geliştirmek ve ilgili tüm taraflarla diyalog kanallarını açmakla sorumlu.
Komisyon heyetini AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit oluşturuyor. Üçlü, görüşmeye birkaç saat içinde helikopterle İmralı’ya ulaşacak ve burada “Türkiye’nin terörle mücadelesine yeni bir yön vermek” temasıyla konuşacak.

Toplantıda Öcalan’ın, PKK’nın ortaya çıkış nedenleri, Türk‑Kürt ittifakı, geçmiş barış girişimleri ve yeni çözüm önerileri üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapması bekleniyor. Ayrıca, mevcut yasa yapım süreçlerine dair önerileri ve olası mevzuat değişiklikleri de masaya yatırılacak. Görüşme tutanaklarının 10 yıl boyunca kapalı tutulacağı belirtiliyor; bu durum, sürecin gizliliği ve hassasiyeti üzerine tartışmalara yol açabilir.
Toplantının tüm organizasyonu MİT tarafından yürütülüyor. Ulaşım, oturma düzeni, iletişim ekipmanları ve diğer teknik detaylar, istihbarat teşkilatı tarafından “hassas bir çalışma” çerçevesinde hazırlanıyor. Bu kapsamda, helikopterin kalkışı, İmralı adasına inişi ve güvenlik çemberi oluşturulması gibi adımlar titizlikle planlandı.
Heyet üyelerinden Feti Yıldız, hareket öncesi X (eski Twitter) hesabından şu paylaşımı yaptı: “Bizleri hayra anahtar, şerre kilit eyle Allah’ım”. Bu sözler, görüşmenin kutsal bir sorumluluk taşıdığına dair inancı yansıtıyor.
Görüşmeye katılım ve oy verme sürecinde CHP ve Yeniden Refah Partisi yer almadı. Karar sürecinde AK Parti, MHP, DEM Parti, TİP ve EMEP “evet” oyu verirken, DSP, HÜDA‑PAR ve Demokrat Parti “hayır” oyu kullandı. Yeni Yol Grubu ise çekimser kaldı. Sonuçta 32 “evet”, 3 “hayır” ve 2 “çekimser” oyla karar alındı.
Bu ziyaret, Türkiye‑Kürt ilişkilerinde yeni bir dönemin kapılarını aralayabilir. Eğer görüşme sonucunda somut bir yol haritası oluşturulursa, hem iç güvenlik politikalarında hem de bölgesel barış çabalarında önemli bir ivme kazanılabilir. Ancak tutanakların uzun süre gizli kalması, kamuoyunda şeffaflık taleplerini tetikleyebilir ve ileride siyasi tartışmalara konu olabilir.