Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Komisyonun aldığı en son karar, sürecin önünü açan, sürece katkı sunacak, terörün tasfiyesini hızlandıracak bir karar” diyerek, İmralı’da yapılan düzenlemeyi Terörsüz Türkiye hedefinin temel taşlarından biri olarak tanımladı.

Erdoğan, parti temsilcisi Hatay milletvekilimiz Hüseyin Yayman’ı bu sürece dahil ederek, uzun süredir bu konuda çalışan bir isim olduğunu belirtti. “Sabır, samimiyet, cesaret ve kararlılık” prensiplerini tekrar vurguladı.
Güney Afrika ziyareti sonrası, G20 Zirvesi’nin ilk kez Afrika kıtasında gerçekleşmesinin Türkiye için bir “stratejik dönüm” olduğunu dile getiren Erdoğan, “Türkiye, Afrika ülkeleriyle iş birliğini her alanda ilerletecek” dedi. Zirve kapsamında iklim krizi, sürdürülebilir kalkınma ve yeşil dönüşüm konularının ele alındığını, Türkiye’nin bu konularda “kimseyi geride bırakmama” ilkesine bağlı kalacağını vurguladı.
Erdoğan, son yıllarda dünya ekonomisinin “salgın, ticaret savaşları, göç, iklim krizi ve doğal felaketler” gibi bir dizi ağır sınavla karşılaştığını hatırlatarak, “Türkiye bu zorlu süreçlerden başarıyla çıkmayı bildi” dedi. Kapsayıcılık ve kazan‑kazan prensibiyle uluslararası iş birliğinin önemine değindi, enerji güvenliğinin artık bir lüks değil, zorunluluk olduğunu belirtti.
Erdoğan, “Gazze’deki insani felaket ve İsrail’in saldırgan politikası” konusuna değinerek, uluslararası toplumun daha güçlü bir diplomatik baskı uygulaması gerektiğini savundu. Birleşmiş Milletler’in daha etkin rol oynaması ve “engelsiz insani yardımlar” sağlanması gerektiğini vurguladı.
Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini hatırlatan Erdoğan, “Suriye’nin kaderine Suriye halkı karar verecek” diyerek, bölgedeki istikrarın Türkiye’nin güvenlik politikasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Irak ve Lübnan’a da aynı barış, huzur ve güvenlik vizyonunun uygulanması gerektiğini yineledi.
Ukrayna’da kalıcı bir barış zemini oluşturmak için “müzakere ve diyalog” yolunu savunan Erdoğan, ABD’nin eski başkanı Donald Trump’la da bu konuda görüş alışverişi yaptıklarını söyledi. “Adil bir barışın kaybedeni olmayacak” anlayışıyla, tüm tarafların meşru güvenlik beklentilerini karşılayacak bir planın mümkün olduğunu dile getirdi.
CHP’nin İmralı’ya katılmama kararını ele alan Erdoğan, “Parti içi yolsuzluk, rüşvet ve irtikap çarkı” gibi suçlamaları açıkça dile getirerek, muhalefetin “kamu hizmetlerinden ziyade siyasi skandallara odaklandığını” savundu. Milletin “gerçekleri görmediği” ve “gözlerinin kapalı olduğu” yönlerine de eleştirel bir bakış attı.
Erdoğan, Türkiye’yi “dünyanın parlayan yıldızı” olarak nitelendirerek, yüksek teknoloji, savunma sanayii ve yerli üretim kapasitesinin artırılmasını öncelikli hedefler arasında gösterdi. Yerli tank, uçak ve insansız hava aracı projelerinin yanı sıra, aile yapısının korunması ve uzun vadeli sürdürülebilir kalkınma planlarının da altını çizdi. “Gelecek nesillere devredeceğimiz Türkiye, bugünün çok ötesinde olacak” diyerek, uzun vadeli stratejik planlamanın önemine vurgu yaptı.