Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Celalettin Kesikbaş, şehrin firmalarının ekim ayında 443,7 milyon dolar ihracat yaptığını duyurdu. “Ocak‑Ekim döneminde ihracatımız geçen yıla göre yüzde 7,4 artarak 3,95 milyar dolar oldu. Eskişehir’in üreterek büyüme serüveni devam ediyor, sanayicimizin yanında durmalıyız” şeklindeki açıklaması, yerel ekonominin nabzını tutan bir mesaj olarak öne çıktı.

Bu rakamlar, ülke genelindeki dış ticaret verileriyle de paralellik gösteriyor. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın yayınladığı istatistiklere göre, Türkiye’nin Ekim 2025 ihracatı geçen yılın aynı ayına göre %2,3 artışla 24 milyar dolar seviyesine ulaşırken, ithalat %6,6 artarak 31,3 milyar dolar oldu. Yılın ilk 10 ayında toplam ihracat %3,9 artışla 224,5 milyar dolar, ithalat ise %6 artışla 299 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Kesikbaş, Eskişehir’in ihracattaki yükselişini “kentin üretim iradesinin ve sanayicinin çabasının güçlü bir yansıması” olarak nitelendirerek, şehrin imalat sektörünün %95 oranında ihracata katkı sağladığını vurguladı. İmalat sektörünün güçlü kalması, hem bölgesel hem de ulusal rekabet gücünün temelini oluşturuyor.
Şehrin önde gelen tekstil, makine, otomotiv yan sanayi ve gıda firmaları, özellikle Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında pazar paylarını artırıyor. Son yıllarda yapılan altyapı yatırımları, teknoloji transferi ve AR‑GE destekleri, bu firmaların katma değerli ürünler sunmasına olanak tanıdı.
“Üretim yapan sanayicimizin desteklenmesi, yalnızca bir ekonomik tercih değil; geleceğimize yapılan bir yatırımdır” diyerek, sürdürülebilir büyümenin finansman koşullarıyla da yakından ilişkili olduğunu belirtti.
İhracatın yükselmesi olumlu bir işaret olmakla birlikte, ithalatın aynı dönemde %6,6 artması, dış ticaret açığının büyüme riskini beraberinde getiriyor. Kesikbaş, “İthalattaki bu ivme, dış ticaret açığını büyütme riskini barındırıyor” diyerek, bu durumun sadece bir rakam değil, üretim maliyetleri, yatırım ortamı ve ekonomik şoklara karşı kırılganlık gibi daha geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ekonomistler, Türkiye’nin dış ticaret dengesinin sürdürülebilir olması için ihracatın niteliksel olarak güçlendirilmesi, yüksek katma değerli ürünlerin payının artırılması ve yerli üretimin ithalata göre daha rekabetçi hale getirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Kesikbaş, Eskişehir’in gelecekteki büyüme stratejisinin üç temel eksen üzerine oturması gerektiğini vurguladı:
1. Finansal Destek: Uzun vadeli, düşük faizli ve öngörülebilir kredi imkanları, firmaların Ar‑GE ve kapasite artırma yatırımlarını hızlandıracak.
2. Altyapı ve Lojistik: Üretim merkezlerinin liman, demiryolu ve karayolu ağlarıyla entegrasyonu, ihracat sürecindeki zaman ve maliyet avantajlarını maksimize edecek.
3. Yetenek Gelişimi: Teknik ve mesleki eğitim programları, nitelikli işgücünün şehre kazandırılması ve istihdamın kalite odaklı artırılması hedefleniyor.
Bu politikaların hayata geçirilmesi, Eskişehir’in sadece bölgesel bir ihracat merkezinden, ulusal ölçekte rekabetçi bir sanayi hub’ına dönüşmesini sağlayabilir.
Sonuç olarak, Eskişehir’in ihracat başarısı, bölgesel kalkınmanın ve sanayi politikalarının doğru bir sinerji içinde yürütülmesinin bir kanıtı olarak öne çıkıyor. Ancak bu ivmenin sürdürülebilirliği, ithalatın kontrol altında tutulması ve yatırım ortamının iyileştirilmesiyle mümkün olacak.