25’inci Yaz İşitme Engelliler Olimpiyatları, 15‑25 Kasım tarihleri arasında Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlendi. Dünya çapında 82 ülke ve toplam 2.971 sporcunun katıldığı bu dev organizasyon, işitme engelli sporcuların yeteneklerini sergilemesi için eşsiz bir platform sundu. Türkiye, 186 sporcu ile 18 farklı branşta mücadele etti. Bu yılki oyunlar, COVID‑19 sonrası ilk büyük çok uluslu spor etkinliği olması ve teknolojik altyapısının artırılmasıyla da dikkat çekti.

Türk delegasyonu, toplam 26 madalya ile organizasyonun en çok madalya kazanan ülkelerinden biri oldu. Madalya dağılımı aşağıdaki gibi gerçekleşti:
Atletizm: 1 Altın, 1 Bronz
Futbol: 1 Altın
Karate: 2 Gümüş, 5 Bronz
Güreş: 2 Gümüş, 5 Bronz
Judo: 2 Gümüş, 4 Bronz
Taekwondo: 1 Gümüş
Voleybol Kadınlar: 1 Gümüş
Voleybol Erkekler: 1 Bronz
Bu sonuçlar, Türkiye’nin işitme engelli sporcularının disiplin, azim ve uluslararası rekabetteki gücünü bir kez daha kanıtladı. Özellikle atletizm ve futbol dalındaki altın madalyalar, ülkenin bu branşlardaki yükselen performansının bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Japonya’da kazanılan bu başarıları kamuoyuyla paylaşarak sporculara tebriklerini iletti. Bakan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemiz, Tokyo’da düzenlenen 2025 İşitme Engelliler Yaz Olimpiyat Oyunları’nda 18 branşta 186 sporcuyla temsil edildi. 2 bin 971 sporcunun katıldığı bu dev organizasyonda 26 madalya kazanarak büyük bir gurur kaynağı oldular.” Bak, ayrıca antrenörlerin, kulüplerin ve ailelerin desteklerini vurgulayarak, “Emeği olan herkese şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Bu başarılı performans, Türkiye İşitme Engelliler Spor Federasyonu’nun uzun vadeli planlarının bir yansıması olarak görülüyor. Federasyon yetkilileri, genç yeteneklerin keşfi ve altyapı yatırımlarının artırılmasıyla, önümüzdeki Deaflympics’lerde daha fazla altın madalya hedeflediklerini belirtti. Ayrıca, sporcuların uluslararası deneyim kazanması için daha fazla kamp ve turnuva düzenlenmesi planlanıyor.
Türk spor camiası, bu başarıların sadece bir başlangıç olduğunu ve işitme engelli sporcuların gelecekte daha büyük sahnelerde yer alacağını vurguluyor.