İstanbul Bilgi Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü’nde Ayşegül Şahin ve Deniz Helin Polat, Plantago major (sinir otu) bitkisinin doğal antibakteriyel özelliklerini modern tıbbın en büyük sorunlarından biri olan antibiyotik direnci üzerine odaklandılar. TÜBİTAK desteğiyle yürütülen mezuniyet projeleri kapsamında, “Plantago Major Ekstraktı ve Vankomisinin Osteomiyelit Tedavisinde Birlikte Kullanım Potansiyelinin Araştırılması” başlıklı çalışmayı hayata geçirdiler.
Araştırmanın temel amacı, sinir otu özütünün antibiyotik tedavisine eşlik etmesiyle antibakteriyel etkinin artırılması, ilaç dozunun düşürülmesi ve uzun süreli antibiyotik kullanımının yan etkilerinin minimize edilmesidir.
Projeye, Bilgi Üniversitesi Genetik ve Biyomühendislik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Ali Deniz Dalgıç ve Dr. Öğr. Üyesi Sesil Çınar danışmanlık yaptı. Yapılan in vitro ve in vivo deneylerde, sinir otu özütü osteomiyelit gibi kemik enfeksiyonlarına neden olan Staphylococcus aureus ve Pseudomonas aeruginosa bakterilerinin büyümesini %95’in üzerinde inhibe etti. En dikkat çekici sonuç, yüksek doz antibiyotik gerektiren vakalarda, sinir otu özütü eklenmesiyle aynı terapötik etkiyi %30 daha düşük antibiyotik dozuyla elde edilmesiydi.
Bu bulgular, antibiyotiklere bağlı hepatotoksisite, nörotoksisite ve gastrointestinal yan etkilerin azalmasını da destekledi. Çalışma ekibi, sonuçları “bitkisel ekstraktların modern farmasötik formülasyonlarda kritik bir rol oynayabileceğinin kanıtı” olarak nitelendirdi.

Projenin ilham kaynağı, Deniz Helin Polat’ın Ardahan’daki anneannesi Yıldız Özdemir’in büyükbaş hayvanların yaralarına sinir otu kaynatı ve un karışımını uyguladığı bir geleneksel tedavi yöntemi oldu. Polat, bu uygulamanın hayvanlarda “yaraların beklenenden çok daha hızlı iyileştiğini” gözlemlediğini belirtti. Bu deneyim, “kültürel miras ve modern biyoteknoloji birleştiğinde, antibiyotik direncine karşı yeni bir savunma hattı oluşturulabilir” düşüncesini pekiştirdi.
Ayşegül Şahin, “Doğa temelli antibakteriyel çözümler, özellikle multidrug-resistant (MDR) patojenlerin yaygınlaştığı bir dönemde, tedavi stratejilerinin çeşitlendirilmesi için hayati öneme sahip” dedi. Prof. Dr. Mehmet Kılıç (İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü) ise çalışmayı “preklinik aşamada oldukça umut vaat eden, özellikle kronik kemik enfeksiyonları için antibiyotik kullanımını azaltabilecek bir yaklaşım” olarak değerlendirdi.
Ekibin ilerleyen aşamalarda, sinir otu özütünün farmasötik formülasyona (kapsül, krema, topikal jel) dönüştürülmesi ve klinik faz I/II çalışmalara geçilmesi planlanıyor. Başarılı sonuçlar, antibiyotik direnciyle mücadelede doğal kaynaklı alternatiflerin öncüsü olma potansiyelini ortaya koyuyor.