TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında Gökhan Günaydın, İçişleri Bakanlığı’nın Mansur Yavaş’a soruşturma izni vermesi kararını “siyaseti yeniden tasarlamaya yönelik bir girişim” olarak nitelendirdi. “Siyaseti dizayn etme çabanızı elinizde patlatacağız” sözleri, partinin bu sürece karşı tutumunu net bir dille ortaya koydu.
Günaydın, konuşması sırasında “Biz kişi, makam, parti ayrımı yapmayız” diyerek muhalefet içinde tutuklamaların eşitsiz dağılımına işaret etti. Akın Gürlek’e yönelttiği sorularla, tutuklamaların yalnızca iş adamlarına mı yoksa belediye başkanlarına ve meclis üyelerine de uygulanıp uygulanmadığını sorguladı. Ayrıca, 23 Mart ön seçiminde Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması üzerinden iktidarın “operasyonel” yönüne değindi.
Günaydın, iddianamede yer alan ‘Ahtapot’ kavramını yeniden gündeme taşıyarak, bu terimin ilk kez Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanıldığını hatırlattı. Metaforun hâlâ devam ettiğini ve yargının yürütme organı ile aynı çerçevede konuştuğunu eleştirdi. “Dünya genelinde yürütme ve yargının aynı kavram üzerinden birleştiği bir sistem ne kadar demokratik olabilir?” sorusunu yöneltti.
Günaydın, İçişleri Bakanlığı’nın Yavaş hakkında soruşturma izni vermesinin ardından, belediyelerin geçmiş yıllardaki konser, etkinlik ve mali harcamaları hakkında detaylı bir rapor talep etti. 2004‑2009, 2014‑2019 ve 2019‑2024 dönemlerine ait verilerin, döviz kuru üzerinden hesaplanarak kamuoyuna sunulmasını istedi. Bu talep, “eğer Yavaş’ın belediyesi negatif bir tablo çiziyorsa kamuoyu tatmin edilebilir” şeklinde bir argümanla desteklendi.
Günaydın, “İktidar belediyeleri yönetirken yapılan her türlü hatayı örtbas eder” ifadesiyle, CHP’li belediyelerin denetim mekanizmalarının daha şeffaf olması gerektiğini vurguladı. Parti, “eğer usulsüz bir durum bulunmazsa soruşturma iznini açarak siyaseti yeniden tasarlamak” niyetinde olduğunu iddia etti ve bu sürecin “elinizde patlatılması” gerektiğini belirtti.

Günaydın’ın açıklamaları, önümüzdeki yerel seçimler ve olası seçim öncesi iddialar için bir uyarı niteliği taşıyor. CHP içinde ve dışında bu sözler, partinin iktidarın hukuki araçlarını eleştirmeye devam edeceği sinyalini veriyor. Ayrıca, parti içinde farklı görüşlerin ve stratejik yaklaşımların nasıl bir denge içinde yürütüleceği, önümüzdeki haftalarda daha net bir tablo çizecek.