Suriye’de Alevi Gösterileri: Güvenlik ve Ayrımcılık Endişesi

Suriye’de Alevi Gösterileri: Güvenlik ve Ayrımcılık Endişesi
Yayınlama: 26.11.2025
1
A+
A-

Aleviler, Humus’taki mezhep çatışmalarına dair endişelerini Lazkiye’de gösterilerle dile getirerek güvenlik ve ayrımcılık sorunlarını uluslararası platforma taşıdı.

Humus’ta Artan Mezhep Çatışmaları ve Lazkiye’deki Gösteriler

Suriye’nin Humus kentinde son aylarda mezhep temelli çatışmaların şiddeti belirgin bir şekilde artmıştı. 25 Kasım Salı günü, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Lazkiye şehrinde binlerce kişi sokaklara döküldü; güvenlik korkusu ve ayrımcılık endişeleri protesto pankartlarıyla ifade edildi. Katılımcılar, “Güvende hissetmiyoruz, sesimizi duyun!” sloganıyla yetkililere çağrıda bulundu.

Alevi Topluluğunun Güvenlik ve Ayrımcılık Endişeleri

Göstericiler, Mart ayında Akdeniz kıyısında yaşanan ve 1.400’ü aşkın sivilin hayatını kaybettiği kanlı olayların Alevi topluluğu üzerindeki etkilerini vurguladı. Olayların ardından ortaya çıkan kaçırma iddiaları Şam yönetimi tarafından reddedilirken, uluslararası gözlemciler durumun hâlâ “tamamen şeffaf” olmadığını belirtti. Bu ortam, tarihsel olarak baskı görmüş Arap Alevileri (Nusayriler) için yeni bir korku dalgası yarattı.

Nusayri Alevileri Kimdir?

Suriye nüfusunun %10‑13’ünü oluşturan Nusayri Alevileri, ağırlıklı olarak Lazkiye ve Tartus kıyılarında yaşıyor. Coğrafi konumları, kuzeyde Türkiye, güneyde Lübnan ile sınır komşuluğu içinde. Uzmanlara göre, Nusayrilik dokuzuncu yüzyıla kadar uzanan köklü bir inanç sistemidir. Doç. Dr. Rıza Yıldırım, “Nusayri inancı, İmam Ali’nin damadı Muhammed bin Nusayr tarafından kurulmuş ve onuncu imam Ali el‑Hadi ile on birinci imam Hasan el‑Askeri döneminde şekillenmiştir” diyerek tarihsel bağlamı açıkladı.

Tarihsel Arka Plan: Fransız Mandası ve Esad Dönemi

1918 sonrası Fransa’nın Suriye’yi manda yönetimine almasıyla, Alevi yoğun bölgelerinde “Alevi Toprağı” adlı bir idari birim oluşturuldu; bu daha sonra “Aleviler Devleti” adıyla 1936’da vilayet statüsü kazandı. 1970’lerde Hafız Esad’ın iktidara gelişiyle, Alevi kökenli bir generallerin yönettiği Baas rejimi, Alevi topluluğuna bazı ayrıcalıklar tanıdı; ancak bu durum, Alevileri “Alevi rejimi” olarak nitelendiren muhalefet grupları arasında da yeni bir kutuplaşmaya yol açtı. Beşar Esad dönemi ise Sünni elitlerle yapılan stratejik anlaşmalar ve Alevi‑Sünni dengesi üzerine kurulu bir yönetim biçimini temsil etti.

Uluslararası Görüşler ve Uzman Analizleri

ABD‑ merkezli akademisyen Prof. Dr. Joshua Landis, Nusayrilerin tarihsel olarak “memluk‑osmanlı‑baas” dönemlerinde şeriat‑dayalı devletlerin baskısına maruz kaldığını vurguladı. Landis, “İbn Teymiyye’nin Nusayriler için kullandığı ‘ümmete zarar’ ifadesi, günümüzdeki selefi grupların anti‑Alevi tutumunun ideolojik kökenini gösteriyor” diye ekledi. Doç. Dr. Yıldırım ise Aleviliği “müteşerri” (şeriata dayalı) ve “gayri‑müteşerri” (tasavvufi‑ahlaki) iki akımda değerlendirdi; Nusayrilerin, Kızılbaş, Bektaşi ve İsmaili gibi gruplarla ortak bir “gayri‑müteşerri” çerçevesinde yer aldığını belirtti.

Türkiye’deki Alevi Bağları ve Gelecek Endişeleri

Türkiye’nin güneyindeki Hatay, İskenderun, Adana ve Mersin gibi şehirlerde yaşayan Arap Alevileri, Suriye’deki Nusayrilerle kültürel ve tarihi bağlarını koruyor. Seher Şengünlü Yılmaz, “Yol bir, sürek bin bir” diyerek farklı ritüellerin birliği savunulsa da, Alevi topluluklarının hâlihazırda “güvenlik, ayrımcılık ve göç” riskleriyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Uzmanlar, Suriye’deki çatışmaların devam etmesi halinde, “büyük bir göç dalgası ve toplumsal kırılma” riskinin artacağını öngörüyor.

Sonuç: Suriye’deki Alevi topluluğu, hem tarihsel hem de güncel baskılarla mücadele ederken, Lazkiye’deki gösterilerle uluslararası kamuoyunun dikkatini bu kritik soruna çekmeyi başardı. Bölgedeki güvenlik ortamının iyileşmesi, ayrımcılığa karşı etkili politikaların hayata geçirilmesi ve Alevi haklarının korunması, uzun vadeli istikrar için kilit unsurlar olarak öne çıkıyor.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.