Avrupa Parlamentosu, genç kullanıcıları çevrimiçi ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak amacıyla 13 yaş altı bireylerin sosyal medya, video akış platformları ve yapay zeka destekli hizmetlere erişimini tamamen yasaklayan bir düzenleme tasarısı sundu. Yasak, ebeveyn izni olsa dahi geçerli olacak ve bu durum AB genelinde uygulanacak.

Parlamento üyeleri, Çarşamba günü Strasbourg’da yapılan oylamada metni büyük çoğunlukla kabul etti. Tasarı, sadece sosyal medyayı değil, aynı zamanda çevrimiçi kumar, şans oyunları ve bağımlılık yapıcı özellikler taşıyan uygulamaları da kısıtlamayı hedefliyor. AB Komisyonu ise bu kapsamda yaş doğrulaması için dijital bir çözüm geliştirilmesini destekleyecek.
Komisyon, kişisel verileri platformlarla paylaşmadan kullanıcıların doğum tarihini kaydeden bir sistemin geliştirilmesine öncülük ediyor. Bu sistem, yalnızca belirli yaş gruplarına uygun içerikleri göstererek çocukların ruh sağlığına yönelik riskleri azaltmayı amaçlıyor. AB içinde hâlihazırda Danimarka ve dört diğer ülke bu tür bir yaş kontrolü yazılımını test ediyor.
Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) milletvekili Andreas Schwab, “Bu önlem ebeveynleri güçlendirecek ve çocuklarımıza yaşa uygun, güvenli bir çevrimiçi deneyim sağlayacak” dedi. Schwab, dijital dönüşümün hızına ayak uydurabilmek için AB’nin daha sıkı kurallara ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Uzmanlardan oluşan bir kurul, önerileri Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e yıl sonuna kadar sunacak. Kurul, çocukların akıllı cihazlara saatlik bakış süresinin artışı ve %25 oranında “sorunlu” davranış sergileyen gençlerin varlığına dikkat çekerek, bu yasaklamanın gerekliliğini pekiştiriyor.
AB ülkeleri arasında konuya ilişkin tam bir görüş birliği oluşmasa da, planı destekleyen ülke sayısı giderek artıyor. Özellikle nordik ülkeler ve bazı Orta Avrupa devletleri, yaş kontrol sistemlerinin daha geniş çapta uygulanmasını savunuyor. Bu adımın, dijital platformların çocuklara yönelik içerik politikalarını yeniden şekillendireceği ve gelecekte benzer düzenlemelerin başka yaş gruplarını da kapsayabileceği öngörülüyor.
Bu gelişmeler, hem Avrupa’nın dijital haklar konusundaki tutumunu hem de genç nesillerin çevrimiçi güvenliğini yeniden tanımlayan kritik bir döneme işaret ediyor.