İstanbul Eyüpsultan‘da 3 Haziran 2025 tarihinde, 3 yaşındaki kızı M.T.’ye apartmanın önündeki merdivenlerde ayakla tekme atan ve ardından kızını merdivenlerden aşağı düşürerek ciddi yaralanmalara neden olduğu iddia edilen Turgay T. mahkemeye çıkarıldı. Olayın tanıkları ve bina güvenlik kamerası görüntüleri, babanın çocuğa doğrudan bir tekme attığını ve ardından çocuğun düşerek hastane müdahalesi gerektirecek bir durumla karşılaştığını ortaya koydu.
“Burada benim canım kızımdan bahsediliyor. Benim kızım canım, ciğerim.” diyerek savunmasını yapan Turgay T., hareketinin çocuğunu kurtarmak amacı taşıdığını ileri sürdü. Ancak mahkeme, SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) kayıtları ve tanık beyanları ışığında, söz konusu eylemin kasten ve planlı bir saldırı olduğunu belirledi.
Duruluşta müşteki avukatı Ebrar Ateştepe ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı Onur İsmet yer aldı. İki avukat da sanığın cezasının en üst sınırda, yani 1 yıl 6 ay hapis olarak belirlenmesini talep etti. Sanık ise hâlâ “Sizin adaletinize sığınıyorum” diyerek, “Kızımı kurtarmak amacıyla ayağımı uzatmıştım ama düşürdüm, şimdi ise yürüyemiyorum” şeklinde duygusal bir savunma sundu.

Mahkeme hakimi, sanığa hitaben sesini yükselterek, “Sürekli aynı şeyleri söylüyorsun. Senin elinde sigarayla dururken o çocuğa tekme attığın sabit. Çocuğun bir şeylere dokunduğunu söylüyorsun, hiçbir şeye dokunmuyor, orada tekme atıyorsun; bu kamera görüntüleriyle sabit.” şeklinde bir uyarı yaptı ve kararını açıklamaya başladı.
İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, Turgay T.’yi “beden ve ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan altsoya karşı basit yaralama” suçundan 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, sanığın daha önce de çeşitli aile içi şiddet olaylarıyla ilgili soruşturmalarda göz önünde bulundurulmadığını ve bu durumun cezanın artırıcı bir unsur olduğunu vurguladı.
Sanığın tutuksuz yargılanması, SEGBİS aracılığıyla mahkemeye bağlanması ve duruşmanın tüm aşamalarının canlı olarak yayınlanması, toplumda geniş yankı uyandırdı. Çocuk koruma kurumları, bu tür vakaların önüne geçmek için daha sık denetim ve bilinçlendirme kampanyaları başlatılması gerektiğini belirtti.
Olayın medyada geniş yer bulması, sosyal medyada da büyük tepkilere yol açtı. Birçok kullanıcı, “Vicdansız baba” ve “çocuk istismarı” etiketleriyle paylaşımlar yaptı. Çocuk hakları savunucuları, aile içi şiddetin özellikle küçük çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekerek, mahkemenin kararının örnek teşkil edeceğini ifade etti.
Uzmanlar, benzer vakaların önüne geçebilmek için aile içi iletişim eğitimlerinin, ebeveynlerin stres yönetimi kurslarına katılımının ve çocukların okulda duygusal destek programlarına erişimin artırılmasını öneriyor.
Bu karar, Eyüpsultan ve çevresindeki ailelerin güvenli yaşam alanı taleplerinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.