Bartın Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 8’inci Uluslararası Ar‑Ge Proje Pazarı’nda, Yüksek İnşaat ve Makine Mühendisi Okan Hocaoğlu ve ekibi, Japonya’da kullanılan gelişmiş izolatör sistemlerini temel alan “Japon Konutları” projesini Aselsan, Havelsan, TÜBİTAK, Roketsan ve Türk Havacılık Uzay Sanayi* gibi önde gelen savunma ve teknoloji firmalarıyla birlikte sergiledi. Katılımcılar, projenin hem teknik yeniliklerini hem de toplumsal etkilerini yakından inceleme fırsatı buldu.

Hocaoğlu, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depreminin kırılma noktası olduğunu belirterek, “Japonya 1995 Marmara depreminden sonra yalıtım teknolojisini standart hâle getirdi. 9.0 büyüklüğünde depremler yaşıyorlar ama ölüm sayısı genellikle tsunamiden kaynaklanıyor” şeklinde bir karşılaştırma yaptı. Türkiye’de ise daha düşük büyüklükteki depremler bile ciddi can kaybına yol açıyor. Bu fark, depreme bakış açısı ve kullanılan teknolojiye bağlanıyor.
“Bizim konutlarımızda zeminin hareketini tamamen izole eden sistemler bulunuyor. En şiddetli depremde bile sıfır hasar hedefleniyor” diye ekledi Hocâoğlu.
Hocâoğlu, deprem konusunun yalnızca mühendislik meselesi olmadığını, Türkiye için bir milli güvenlik sorunu olduğunu vurguladı. Özellikle beklenen İstanbul depremine değinerek, “İstanbul bütün ülkeyi etkiler; bu yüzden konutları ‘yıkılmasın da hasar alsın’ mantığıyla değil, sıfır hasar hedefiyle inşa etmeliyiz” dedi.
Türkiye’de yeni binaların çoğu DD2 seviyesindeki deprem standartlarına göre tasarlanırken, Japonya’da DD1 seviyesinde dahi sıfır hasar hedefleniyor. Bu farklılık, ülke politikalarının ve inşaat sektörünün uzun vadeli stratejilerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
İzolatörlü sistemlerin maliyetine değinen Hocâoğlu, “Standart bir binaya göre yüzde 35‑40 daha pahalı, beton ve demir miktarı iki katına yakın” açıklamasını yaptı. Ancak bu ek maliyetin **kar amacı gütmeden** tamamen maliyete yansıtıldığını belirtti. “Fiyatlarımızı fahiş hâle getirmiyoruz; topluma ulaşılabilir güvenli konut sunmayı amaçlıyoruz” diye sözlerine ekledi.
Bu yaklaşım, projenin sosyal sorumluluk çerçevesinde bir kamu hizmeti gibi değerlendirilmesini sağlıyor ve uzun vadede toplumsal dayanıklılığı artırmayı hedefliyor.
Hocâoğlu, “Her projemizde küçük, güvenli yaşam köyleri kuruyoruz” diyerek, Sancaktepe 25, Sancaktepe 26 ve Pendik 27 gibi fay hattı üzerindeki stratejik noktalarda gelişmiş konutlar inşa ettiklerini belirtti. Ayrıca dairelerin bir kısmını tamamen kiraya ayırarak, uzun vadeli kalite ve düzeni korumayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.
Projelerde, dairelerin %30‑40’ı satılmadan önce kiraya veriliyor; bu sayede bölgenin sosyo‑ekonomik yapısına katkı sağlanıyor ve deprem güvenliği bilincinin yaygınlaşması destekleniyor.
Etkinlik sonunda Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya, Hocâoğlu’na teşekkür plaketi takdim etti. Üniversite akademisyenleri, onun mezuniyet sonrası elde ettiği başarıyı ve deprem güvenliği alanındaki vizyonunu takdir ederek, genç mühendis adaylarının sorularını yanıtlamasını memnuniyetle izledi. Katılımcı öğrenciler, izolatör üretimi, maliyet hesaplamaları ve sürdürülebilir konut tasarımı hakkında yoğun ilgi gösterdi.
Bu proje, hem teknik inovasyonu hem de toplumsal faydayı birleştirerek, Türkiye’nin depremle mücadele stratejisinde yeni bir kilometre taşı olma potansiyeli taşıyor.