Altan Tan, Ensonhaber muhabiri Çağlar Cilara’ya yaptığı röportajda, 2019 yılında Abdullah Öcalan’ın Prof. Dr. Ali Kemal Özcan aracılığıyla gönderdiği mektupta “bu seçimlerde taraf olmayın” yani “CHP’ye oy vermeyin” talimatına rağmen Selahattin Demirtaş’ın CHP’ye yüklenmek istediğini belirttiğini hatırlattı. Tan, “2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu, Diyarbakır, Şişli ve Kadıköy’de elde ettiği oydan daha fazla oy almıştı” diyerek, geçmişteki ittifakların nasıl şekillendiğine dikkat çekti.
“Korku şu; ittifaklar değişiyor. Daha önce CHP, DEM, TİP, Kürt Solu, Türk Solu, Ali’siz Aleviler, Kemalistler… Bunlar CHP’nin etrafında bir bloktu. Bu ittifakın içinde Selahattin Demirtaş da vardı. Şimdi bu ittifak değişti.”
Tan, sürecin başarılı bir şekilde ilerlemesi durumunda, AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin ortak bir platformda hareket edeceğini ve bu iş birliğinin Erdoğan’ın bir sonraki cumhurbaşkanlığı adaylığı için kritik bir adım olacağını vurguladı. “Eğer bu süreç başarıyla giderse, DEM Parti erken seçim için Erdoğan’ın aday olabilmesi için oy verecek” diyerek, doğrudan veya dolaylı destek ihtimalini ortaya koydu.
Tan, bu süreçte DEM Parti’nin CHP’ye destek vermeyeceğini ve sadece “daha ılımlı ve ihtiyatlı bir cümle” ile bu planı dile getirdiğini belirtti. “Şerh koyuyorum bu iş yürürse…” sözleriyle, olası senaryoları açıkça ortaya koydu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 600 sandalye bulunduğu göz önüne alındığında, 360 sandalye çoğunluk için kritik bir eşiği temsil ediyor. Tan, DEM Parti’nin bu sayıyı hedef alarak “Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için gerekli destek”i sağlayabileceğini iddia etti. Bu iddia, partinin seçim stratejisinde yeni bir yönelim olabileceğini ve mevcut ittifak dinamiklerini yeniden şekillendirebileceğini gösteriyor.
Tan’ın açıklamaları, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaşayan seçmenler arasında büyük ilgi uyandırdı. “Terörsüz Türkiye” söylemi, güvenlik ve ekonomik kalkınma beklentileriyle birleştiğinde, seçmen davranışlarını etkileyebilecek önemli bir faktör olarak görülüyor. Ayrıca, DEM Parti’nin bu süreci kendi politik gündemiyle birleştirerek seçimlerde nasıl bir performans sergileyeceği merak konusu.
