Mustafa Uludağ, 68 yaşında emekli bir vatandaş, şehrin dar sokaklarında üzerinde “Ekmek Teknesi” yazılı bir el arabasıyla saatlerce atık topluyor. Emeklilik maaşının yetersizliğini hissettiği için ek gelir sağlamak amacıyla bu zor ama onurlu işe başladı. Sabahın erken saatlerinde, 04.00‑05.00 arasında kalkıp arabasını hazırlayan Mustafa, şehrin çöp depoları, çöp konteynerleri ve sokak köşelerindeki hurda yığınları arasında adeta bir keşif gezisine çıkıyor.
Her gün sabah 05.00‘de yola çıkan Mustafa, el arabasını doldurmak için çöp çöp dolaşırken, ağır metal parçaları, kırılmış camlar ve bazen keskin nesnelerle karşılaşıyor. “Şunu taşımak gerçekten zor. Sabah 04.00‑05.00 gibi kalkıp çıkıyorum, akşam 23.00’de eve giriyorum” diyerek işin fiziksel zorluğunu dile getiriyor. Yine de, elindeki tek araç ve azimli ruhu sayesinde, bir gün içinde ortalama 150‑200 kilogram atık toplayıp, geri dönüşüm şirketlerine satıyor.
Mustafa, el arabasının yanına “Ekmek Teknesi” yazdırmanın, işine bir anlam ve motivasyon katacağını düşündüğünü söylüyor: “El arabamız gerçekten de ekmek teknemiz“. Bu basit ama etkileyici slogan, hem onun hem de çevresindekilerin gözünde bir sembole dönüşmüş durumda. Çevre temizliği ve sürdürülebilirlik konularına duyarlılık gösteren pek çok kişi, Mustafa’nın çabasını sosyal medyada paylaşarak ona destek veriyor.

Mustafa’nın hikayesi, özellikle emeklilik dönemiyle maddi sıkıntı yaşayan yaşlı vatandaşlar için bir örnek teşkil ediyor. Yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının, benzer girişimleri desteklemek ve geri dönüşüm altyapısını güçlendirmek için yeni projeler geliştirmesi gerektiği vurgulanıyor. Mustafa’nın “ekmek teknesi” ifadesi, sadece bir iş arabası değil, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve çevre bilincinin bir simgesi haline geliyor.