Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, 2026 yılı bütçesini TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’da sundu. Işıkhan, “Aralık ayında, 2026 yılında uygulanacak asgari ücreti belirlemek için komisyonumuz toplanacaktır” diyerek sürecin şeffaf ve uzlaşı temelli ilerleyeceğini belirtti. Bu açıklama, özellikle düşük gelirli çalışanlar ve sendikalar tarafından yakından takip ediliyor.

Geçen dönem net 22.104 TL’ye yükselen asgari ücretin, 2002‑2006 yılları arasındaki reel %223 artışı hatırlatıldı. Bakan, 2016’da başlatılan asgari ücret desteğinin 2025 için aylık 1.000 TL’ye yükseltildiğini ve bu yıl ilk 8 ayında 1,5 milyon işyerine toplam 41,6 milyar TL destek verildiğini vurguladı.
Işıkhan, 2025‑2026 Yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü’nün imzalandığını ve bu çerçevede brüt 42 bin TL altında çalışan işçilerin ücretlerinin 42 bin TL’ye, üzerindekilerin ise 1.200 TL seyyanen zam alacağını açıkladı. Ayrıca, 2025’in ilk yarısında %24, ikinci yarısında ise 1.500 TL + %11 zam, 2026’nın ilk yarısında %10, ikinci yarısında %6 zam uygulanacağını belirtti. Enflasyon farkı oluşması halinde bu farkın da zamlara ekleneceği bildirildi.
Bakan Işıkhan, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından bölgeye toplam 40 milyar TL civarında kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği, Toplum Yararına Program (TYP) ve işsizlik ödeneği gibi destekler sağlandığını açıkladı. Depremden önce 1,889 milyon sigortalı olan 11 ildeki sayı, 2025 Ağustos itibarıyla 2,004 bin sigortalıya yükselmiş; bu da bölgedeki istihdam toparlanmasının güçlü bir göstergesi olarak nitelendirildi.
İşveren ve çalışanların mücbir sebep süresi 30 Kasım 2025’e kadar uzatıldı; prim borçları ertelendi; yapılandırma süresi uzatıldı. Bu adımlar, bölgedeki ekonomik istikrarın korunması hedefiyle atıldı.
2025‑2026 döneminde Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi hazırlıklarına başlanacağı duyuruldu. 2025 itibarıyla 166 bin İSG hizmeti alan iş yeri sayısı, 2025 Ekim sonu itibarıyla 773 bin’e çıkarıldı. Hizmet verilen çalışan sayısı da 6,4 milyondan 11,5 milyona yükseldi. Bu çabalar, özellikle küçük ölçekli işletmelerin de risk yönetimi süreçlerine entegre edilmesini amaçlıyor.
Bakanlık, 9 921 işyerinde rehberlik temelli denetim yaparak 1,207 milyon çalışanı doğrudan bilgilendirdi; 954 milyon TL işçi alacağını, 540 milyon TL vergi‑sigorta primi ödemesini ve 1,1 milyar TL idari para cezasını hayata geçirdi.
Işıkhan, dijitalleşme, yapay zeka, yeşil ekonomi ve yeni çalışma modellerinin küresel iş gücü piyasasını hızla dönüştürdüğünü vurguladı. “Türkiye’nin çalışma hayatı, bu dönüşümü yakından takip ederek rekabetçi ve kapsayıcı bir vizyona yönelmelidir” diyerek, sosyal koruma ihtiyacının artması, sendikalaşma oranlarının yükselmesi ve istihdam güvencesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Sendikalaşma oranları 2002‑2025 döneminde %9,21’den %14,02’ye, kamu personelinde ise %47,94’den %76,88’e yükselmiştir. Bu artış, işçi‑işveren diyaloğunun derinleştiğinin bir göstergesi olarak değerlendirildi.
14. Çalışma Meclisi, “Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm” gündemiyle yarın toplanacak. Bakan, bu platformda sendikalarla iş birliğini artırarak, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve iş sağlığı‑güvenliği standartlarının yükseltilmesi hedeflerini ele alacak.
Mevsimlik Tarım İşçiliği İzleme Değerlendirme Kurulu’nun ilk toplantısının gerçekleştirildiği ve Bursa, Bolu, Sivas, Mersin, Ordu, Konya ve Şanlıurfa’da bölgesel çalıştayların yapıldığı bildirildi. Bu çalıştaylar, mevsimlik işçilerin sosyal haklarını güçlendirmeyi ve yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçlıyor.
Genelge kapsamında, işçilere yönelik çeşitli maddi destekler, barınma ve sağlık hizmetleri gibi yan hakların da genişletileceği vurgulandı.
Vedat Işıkhan’ın açıklamaları, asgari ücretin 2026’da nasıl şekilleneceği, toplu sözleşmelerin etkileri ve geniş kapsamlı sosyal güvenlik politikalarının nasıl uygulanacağı konusunda kritik ipuçları sunuyor. Uzmanlar, komisyonun Aralık ayındaki toplantısının sonuçlarının, hem çalışanların alım gücünü koruması hem de enflasyonla mücadelede önemli bir kilometre taşı olacağını belirtiyor.
İş gücü piyasasındaki bu geniş çaplı reformlar, Türkiye’nin ekonomik büyüme hedeflerine ulaşması ve sosyal adaleti güçlendirmesi açısından merkezi bir rol oynayacak.