Belçika’da genel grev üçüncü gününe girerken, toplu taşıma, demiryolları, havaalanları, okullar, hastaneler ve özel sektör çalışanları iş bırakma kararı alarak ülkenin günlük işleyişini tamamen durma noktasına taşıdı. İlk gün toplu taşıma ve tren seferlerinin iptal edilmesiyle başlayan hareket, ikinci gün okulların kapanması ve üçüncü gün ise havaalanları, sağlık hizmetleri ve temizlik gibi hayati hizmetlerin aksamasıyla genişledi.

Şehir merkezlerinde birikmiş çöp yığınları, sokaklarda biriken kalıntılar ve durulan hizmetler, vatandaşların günlük yaşamını ciddi şekilde zorlaştırdı. Polis bazı karakollarda personel eksikliği bildirirken, grev sırasında şu ana kadar herhangi bir şiddet olayına rastlanmadı.
Federal hükümetin ekonomi politikaları ve reform paketleri, özellikle kamu çalışanları arasında büyük bir hoşnutsuzluk yarattı. Borç yükünün artması ve askeri harcamaların öncelikli hale gelmesi, kamu sektöründe personel alımının durdurulması gibi kararlar, çalışanları zorlu bir duruma soktu. Yeni düzenlemeler, asker, polis, itfaiyeci ve demiryolu personelinin kadro haklarını gelecekte verilmemesini, erken emeklilik seçeneğinin kaldırılmasını ve emeklilik yaşının 67’ye yükseltilmesini öngörüyor. Bu koşullar, grevlerin temel itici gücü olarak gösterildi.
Eğitim alanında da ücretsiz ek ders yükü ve öğretmenlere getirilen yeni sınırlamalar, sendikaların protesto kararını pekiştirdi. Ayrıca 2026 Şubat ayından itibaren 150 bin kişinin işsizlik sigortasından çıkarılması, ülke genelinde büyük bir tepkilere yol açtı.
Başbakan Bart de Wever, grevlerle ilgili yaptığı açıklamada, “Biz bütçe konusuna yoğunlaştık ve o konuda çalıştık. Emin olun içeride dışarıdan gelen herhangi bir baskı hissetmedim” ifadelerini kullandı. Bu sözler, sendikaların ve halkın gözünde yetersiz ve duyarsız bir tutum olarak değerlendirildi. Grevlerin devamı süresince, bazı belediyeler geçici hizmet düzenlemeleri yapmaya çalışsa da, hayatın normale dönmesi için net bir takvim henüz açıklanmadı.
Uzmanlar, grevin daha da uzaması durumunda ekonomik kayıpların ve toplumsal huzursuzluğun artabileceği uyarısında bulunuyor. Grevlerin üçüncü gününde, sağlık sektörü çalışanlarının da iş bırakması, acil durum hizmetlerinin sınırlanmasına neden olurken, polis güçlerinin bazı bölgelerde yetersiz kalması güvenlik endişelerini artırdı.
Grevlerin yarın sabah itibarıyla sona ermesi ve hayatın normale dönmesi bekleniyor. Ancak sendikalar, hükümetin taleplerine tam yanıt vermemesi durumunda ek grevler düzenleyebileceklerini belirtiyor. Bu gelişmeler, hem ülke içinde hem de AB içinde Belçika’nın siyasi ve ekonomik istikrarı konusunda soru işaretleri oluşturuyor.