ABD ile Venezuela arasındaki diplomatik gerilim son haftalarda kritik bir seviyeye ulaşırken, Washington Post’ta yayımlanan bir analiz, uluslararası medyanın ve politika çevrelerinin yakından takip edeceği bir spekülasyona yer verdi. Analiz, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro‘nun, iktidardan uzaklaştırılması veya zorla devrilmesi durumunda Türkiye’yi bir sığınak olarak değerlendirebileceğini iddia ediyor.

Haberde, ismi açıklanmayan bir yetkilinin, olası bir sürgün anlaşmasının ABD’ye iade edilmeyeceğine dair garantileri içerebileceği ve bu garantilerin Türkiye tarafından sağlanabileceği öne sürüldü.
Washington Post’a konuşan bir kaynak, Maduro’nun Türkiye’yi güvenli bir seçenek olarak gördüğünü ve “Türkiye onun için mükemmel bir yer. Maduro, Erdoğan’a güveniyor ve Erdoğan’ın da Trump’la ilişkileri iyi.” şeklinde bir açıklama yaptığını aktardı. Kaynak, bu güvenin iki ülke arasında yeni bir diplomatik köprü oluşturabileceğini, ancak aynı zamanda ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırma stratejisini de tetikleyebileceğini belirtti.
ABD, kısa süre önce Maduro ve üst düzey Venezuelalı yetkililerin yönettiğini iddia ettiği “Cartel de los Soles” adlı örgütü Yabancı Terörist Örgütler (FTO) listesine almıştı. Bu adım, Washington’un Venezuela’ya müdahale hazırlığının bir bahanesi olarak sunulmuştu. USS Gerald R. Ford adlı dünyanın en büyük uçak gemisi ve onun Latin Amerika bölgesine gönderilmesi, bölgedeki gerilimi daha da yükseltti.
Maduro ise bu hamlelere yanıt olarak, ülkesinde 4,5 milyon kişilik milis gücünü seferber ettiğini ve olası bir ABD saldırısına karşı hazır olduğunu ilan etti. Bu durum, bölgedeki askeri dengelerin yeniden şekillenebileceği anlamına geliyor.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Venezuela ile süregelen gerilim çerçevesinde, ülkesinin “uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele” gerekçesiyle Karayipler’e gönderdiği USS Gerald R. Ford’u ziyaret etti ve Şükran Günü yemeği verdi. Başkan Donald Trump ise, son haftalarda çok sayıda Venezuelalı uyuşturucu kaçakçısını durdurduklarını ve bu başarının “karadan da devam edeceğini” belirtti. Trump, “Bu yıl yüz binlerce Amerikan hayatı uyuşturucu nedeniyle kaybediyor ve biz bu sorunu kökünden çözmek zorundayız” diyerek, bölgedeki operasyonları genişletme sinyali verdi.
Bu gelişmeler ışığında, Türkiye’nin bölgedeki konumu yeniden gündeme oturdu. Ankara, hem ABD’nin askeri baskısına karşı bir denge unsuru hem de Latin Amerika’da artan siyasi çalkantılarda bir arabulucu rolü üstlenebilir. Erdoğan’ın ABD‑Türkiye ilişkilerindeki geçmiş deneyimleri ve Türkiye’nin coğrafi konumu, olası bir Maduro sürgünü senaryosunda kritik bir faktör olarak öne çıkıyor.
Sonuç olarak, Washington Post’un iddiası, hem ABD‑Venezuela ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası yaratabilir hem de Türkiye’nin dış politikada daha aktif bir aktör hâline gelmesine zemin hazırlayabilir.