Aktarım Sergisi: Gelenekten Günümüze

Aktarım Sergisi: Gelenekten Günümüze
Yayınlama: 24.11.2025
6
A+
A-

Aktarım Sergisi, Osmanlı çadır motiflerini el işçiliğiyle modern tasarımlara taşıyarak kültürel mirasın sürdürülebilirliğine yeni bir soluk getiriyor.

Giriş ve Serginin Açılışı

Kültür Yolu Festivali çerçevesinde Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde 9 gün sürecek olan “Aktarım Sergisi” büyük bir ilgiyle karşılandı. Sergi, Osmanlı otag hümayun çadırlarının 16. ve 17. yüzyıla ait motiflerini günümüz moda dünyasına uyarlayan bir dizi deri işine ev sahipliği yapıyor.

İlk gün, Mihri Müşfik Sergi Salonu’nda toplanan sanatseverler, deri işleri ve saraciye ustası Heves Kayın’ın el emeğiyle hazırladığı çanta, ceket, şapka ve yemeni ayakkabı gibi eserleri yakından inceleme fırsatı buldu.

Kuratorun Vizyonu

Kültür ve Yaşayan Miras Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve serginin küratörü Sıddı Zübeyde Atan Bülbül, projenin amacını şu sözlerle özetledi: “Somut olmayan kültürel mirasın yaşatılması, sürdürülebilirliği ve gelecek kuşaklara aktarılması bu projenin temelini oluşturuyor. Bu bağlamda, hiçbir teknolojik araç kullanılmadan, tamamen dönemine uygun teknik ve malzemelerle eserler üretildi.”

El İşçiliği ve Teknoloji Kullanımının Reddi

Heves Kayın, sergideki tüm ürünlerde aplîke, deri bezleme, kabartma ve bitkisel örücülük gibi geleneksel teknikleri kullandığını vurguladı. “Hiçbir aşamada makine kullanılmadı. Çantaların fermuarları, ceketlerin dikişleri tamamen elde yapıldı.” şeklinde konuştu.

Osmanlı Çadır Motiflerinin Kökeni

Osmanlı çadırları, 16. ve 17. yüzyıllarda savaş ve göçlerde kullanılan, süslü aplike desenleriyle ünlü yapılar olup, otag hümayun adıyla anılırdı. Bu desenler, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan zengin bir kültürel mirasın parçasıdır ve günümüzde nadiren görülür.

Kayın, “Bu motifler dünyadaki en iyi aplike örnekleri olabilir. Önceleri kumaş üzerine düşünüyordum ama bir deri ustası olarak deriyi tercih ettim. Geleneksel teknikleri bozmadan modern tasarımlara uyarlamaya çalıştım.” dedi.

Ürün Çeşitliliği ve Kombinasyonlar

Sergide dört ana ürün grubu öne çıkıyor: çanta, kıyafet (ceket), şapka ve yemeni ayakkabı. Heves Kayın, bu ürünlerin bir arada kombinlenerek tamamlayıcı bir “takım” oluşturduğunu belirtti. “Bu sayede ziyaretçiler, tarihî bir motifin modern bir bütün içinde nasıl yaşadığını deneyimleyebiliyorlar.”

Gelecek Planları ve Eğitim Çabaları

Bülbül, serginin sadece bir gösteri olmadığını, aynı zamanda genç tasarımcılara ve el işçiliği meraklılarına eğitim atölyeleri sunacağını duyurdu. “Teknoloji bizi ileriye taşısa da, ruhu kaybetmeden estetik değerlerle varlığımızı sürdürmek gerekiyor. Bu bilgiyi genç nesillere aktarmak en büyük sorumluluğumuz.”

Yerel ve Ulusal Duyarlılık

Sergi, sadece Ankara’da değil, ülke genelinde benzer projelere ilham kaynağı olma potansiyeli taşıyor. Özellikle Aydın gibi tarihî dokuma ve saraciye geleneklerinin güçlü olduğu şehirlerde, bu tür girişimlerin desteklenmesi kültürel ekonomiyi canlandırabilir.

Son Söz

“Aktarım Sergisi”, tarihî mirasın modern tasarımla buluştuğu, el işçiliğinin teknolojik araçlardan bağımsız bir şekilde yeniden değer kazandığı bir platform sunuyor. 9 gün sürecek bu sergide, ziyaretçiler hem görsel bir şölen yaşarken hem de kültürel hafızamıza dokunan bir deneyimle ayrılıyorlar.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.