
7. Ar-Ge ve İnovasyon Zirvesi, Esenler Yıldız Teknik Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleşti. Programda Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Esenler Kaymakamı Süleyman Özçakıcı, Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Vatan Karakaya, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan, Mimar ve Mühendisler Grubu Genel Başkanı Yavuz Sarı ve çok sayıda akademisyen, girişimci ve sanayi temsilcisi yer aldı.
“2002’den bu yana Türkiye’nin Ar‑Ge harcamalarını 1,2 milyar dolardan 19,9 milyar dolara yükselttik” diyerek Kacır, Türkiye’nin araştırma‑geliştirme kapasitesindeki çarpıcı artışı vurguladı.
Kacır, 2002 yılında 1,2 milyar dolar seviyesinde olan Ar‑Ge harcamalarının, 2024 yılı itibarıyla 19,9 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirtti. Bu artış, Ar‑Ge harcamalarının milli gelire oranını binde beşten %1,46’ya çıkardı; oran, İtalya ve İspanya gibi Avrupa ülkeleriyle neredeyse eşdeğer hâle geldi.
Özellikle özel sektörün Ar‑Ge harcamalarındaki payı %29’dan %68’e yükselmiş, tam zaman eşdeğer (FTE) Ar‑Ge çalışan sayısı 2002’de 29 bin iken 2024 itibarıyla 310 binin üzerine çıkmıştır. Bu veriler, Türkiye’nin yenilik ekosisteminin yalnızca kamu sektörüyle sınırlı kalmadığını, girişimci ve KOBİ ekosisteminin de aktif bir rol üstlendiğini gösteriyor.
“İnsansız hava aracı üretiminde dünya lideriyiz” ifadeleriyle Kacır, savunma sanayisindeki gelişmelere dikkat çekti. “Bir zamanlar savunma ürünlerinde %80 dışa bağımlıydık; bugün ise kendi insansız hava araçlarını, kendi mühimmatını, uçaklarını, helikopterlerini, uydularını, radar ve elektronik harp sistemlerini üretiyoruz” dedi. Bu dönüşüm, stratejik istikrar, öngörülebilir yatırım iklimi ve uzun vadeli devlet politikalarının bir sonucudur.
Üretilen sistemlerin alt‑bileşenlerinde dışa bağımlılığı azaltma çabaları, yerli tedarik zincirinin güçlenmesine ve ihracat potansiyelinin artmasına zemin hazırlıyor.
Kacır, “Devrin” otomobili Togg‘un başarılarını da özetledi. 2023’ten bu yana seri üretim hızını azaltmadan devam eden Togg, elektrikli otomobil segmentinde Türkiye’nin “60 yıllık hasretini dindiren” bir marka konumuna yükseldi. 113’ü bulan teknoparkta 12 binin üzerindeki firma inovasyon odaklı çalışmalar yürütüyor; bu da ülkenin teknoloji tabanlı sanayi altyapısının ne kadar genişlediğini gösteriyor.
Bu başarı, Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü’nün 2025 raporunda Türkiye’nin fikri mülkiyet göstergelerinde yükseliş olarak belgelendi.
Türkiye, yerli patent başvurularında artık dünya çapında 10. sırada. 2002’de 414 iken geçen yıl 10 binin üzerine çıkan başvuru sayısı, ülkenin yenilik kapasitesinin hızla yükseldiğinin bir göstergesi. Kadın buluşçuların %26,1’lik oranı da dünya liderliğini pekiştiriyor.
Teknoloji ihracatı ise 2002’de 10 milyar dolardan 2023’te 108 milyar doları aşarak, yüksek teknoloji ürünleri ihracatında 7,8 kat, orta‑yüksek teknoloji ürünlerinde ise 3,4 kat artış sağladı.
Yeni Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı, kritik ve stratejik sektörlerde projelere 2 yıl geri ödemesiz, 10 yıl vadeli ve piyasa koşullarının üçte birine kadar inebilen finansman maliyetiyle kredi imkanı sunuyor. Program kapsamında 73 proje, toplam 397 milyar dolar yatırım büyüklüğüyle destekleniyor.
En büyük teşvik programı ise HIT‑30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı. Bir yıl içinde elektrikli araç, güneş hücresi ve biyoteknoloji alanlarında 4,5 milyar dolar yatırım çekilerek, Türkiye’yi yeni teknoloji yatırımlarının küresel üssü haline getirme hedefi somutlaşmış oldu.
TEKNOFEST’ler, Deneyap Teknoloji Atölyeleri ve Milli Teknoloji Atölyeleri’nde yetişen gençler, “milli teknoloji akıncısı” olarak ülkenin yarınlarını şekillendiriyor. İnsansız hava araçlarından yapay zekâ projelerine, robotikten biyoteknolojiye kadar geniş bir yelpazede yenilik üretmeye devam eden bu gençler, Türkiye’nin teknoloji odaklı kalkınma yolculuğunun en büyük güvencesi olarak öne çıkıyor.
Kacır, “Bu tablo; milletimize imkan verildiğinde, önlerindeki engeller kaldırıldığında neleri başarabileceğinin en somut ispatıdır” diyerek, Ar‑Ge ve inovasyonun sürdürülebilir büyüme için temel yapı taşı olduğuna işaret etti. Önümüzdeki yıllarda Ar‑Ge harcamalarının %2,5’e, ardından %3’e çıkması hedefleniyor; aynı zamanda yerli üretim oranının %90’ların üzerine çıkarılması planlanıyor.
Türkiye’nin bu ivme kazanmış yenilik ekosistemi, uluslararası rekabette daha yüksek bir konuma gelmesini sağlayacak ve ülkenin küresel teknoloji sahnesindeki etkisini artıracak.