Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi, uzun yıllardır hem mimari hem de dini açıdan büyük bir öneme sahip. 2024-2025 yıllarında yürütülen kapsamlı restorasyon projesi, binanın hem yapısal dayanıklılığını artırmayı hem de ibadet düzenini aksatmadan hizmet vermesini sağlamayı hedefliyor. Seçkin bir teknik ekip tarafından yürütülen çalışmalar, uluslararası deprem standartlarını da göz önünde bulunduruyor.

Heyet, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan teknik bilgilendirme oturumunda, özellikle aşağıdaki konulara odaklandı:
1. Deprem Güvenliği: Zeminin radar taramalarıyla detaylı incelenmesi, yük dağılımının hassas hesaplamalarla belirlenmesi ve geçici taşıyıcı platformun dört ayak üzerine oturtulması sayesinde kubbenin kritik bölgeleri korunuyor.
2. Ana Kubbe Yenileme: Fossati’nin 19. yüzyılda yaptığı ilk onarımın üzerine, modern mühendislik teknikleriyle kubbeye yeni bir dayanıklılık katmanı ekleniyor. Bu, Ayasofya tarihindeki ilk kapsamlı kubbe onarımı olarak kayıtlara geçecek.
3. İç Mekan ve İbadet Düzeni: Restorasyon, yatsı ve sabah namazı arasında yürütülerek ibadet akışını kesintisiz tutuyor. Halıların her gün toplanıp yeniden serilmesi gibi detaylar, hem koruma hem de ibadet açısından titizlikle yönetiliyor.
Sevilay Tuncer, inceleme sonrasında yaptığı açıklamada, “Son günlerde kamuoyunda yer alan tartışmalar nedeniyle çalışmaları yerinde görmek istedik. Tüm senaryolar değerlendirildi, hesaplamalar yapıldı ve uygulama uluslararası standartların ötesinde bir güvenlik yaklaşımı içeriyor” ifadelerini kullandı. Tuncer, ayrıca, “Fossati kardeşlerin çalışmasından sonra Ayasofya’nın kubbesi ilk kez bu derece kapsamlı onarılıyor” diyerek projenin tarihsel önemine vurgu yaptı.
Heyet üyeleri, restorasyonun cumhurbaşkanının iradesi ve ilgili kurumların koordinasyonu sayesinde hayata geçirildiğini belirterek, bu sürecin Türkiye’nin kültürel mirasını gelecek nesillere güçlü bir şekilde aktaracağına inandıklarını dile getirdi.
Bu kapsamlı saha incelemesi, hem teknik hem de sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor; Ayasofya’nın deprem sonrası güvenli bir ibadet mekanı olma hedefi, ülke içi ve uluslararası alanda takdir topluyor.