Dericilik sektöründe 1989 yılından beri ter döken Mehmet Çukur, son yıllarda sektöre yeni çırak akmadığını ve mevcut ustaların da eleman bulmakta zorlandığını vurguladı. Çukur, “89 yılından beri bu mesleği yapıyorum. Toplamda 36 yıldır deri ceket dikiyorum; ancak artık çırak yetişmiyor ve çalıştırılacak bir eleman bulamıyoruz. Alt yapı yok. Artık dericilik mesleği unutulmaya yüz tutmaya doğru gidiyor,” diyerek durumun ciddiyetini dile getirdi.

Bu eksikliğin, geleneksel el işçiliğiyle üretilen yüksek kalitede deri ürünlerin azalmasına ve piyasada ucuz, düşük kalite taklit ürünlerin hakim olmasına yol açtığını belirten Çukur, çırak yetiştirme programlarının yeniden canlandırılması gerektiğini söyledi.
Usta, piyasada artan suni imitasyon deri ürünlerin sadece estetik değil, aynı zamanda sağlık açısından da tehlikeli olduğunu vurguladı. “Çin malı ve suni imitasyon malzemeden yapılan deriler, kumaşın üzerine basılmış naylondur. Vatandaşlar o kumaşları giydiği zaman vücutta hastalıklara yol açar ve bazı kanser hastalıklarına da neden olabilir,” dedi.
Bu ürünlerde sıklıkla kullanılan PVC (polivinil klorür) ve PU (poliüretan) gibi kimyasallar, deri ile temas ettiğinde cilt tahrişi, alerjik reaksiyonlar ve uzun vadede kanserojen etkiler oluşturabilir. Ayrıca, suni derinin nefes almaz yapısı, özellikle kışın soğukluk ve yazın terleme sorunlarını şiddetlendirerek deri hastalıklarına zemin hazırlamaktadır.
Çukur, tüketicilere net bir tavsiye verdi: “En ucuz deriyi giyin ama imitasyon deriden uzak durun. Orijinal deri böyle bir sorun yaratmaz; çünkü kaliteli bir deri hava alır ve vücut için daha sağlıklıdır.”
Usta, aynı zamanda sektör temsilcileri ve yetkililerin çırak eğitimini destekleyecek teşvikler, atölye altyapısı yatırımları ve sahte ürünlerin denetimini artıracak yasal düzenlemeler geliştirmesi gerektiğini belirtti. Uzmanlar, bu tür adımların hem istihdam hem de kamu sağlığı açısından hayati önem taşıdığını ifade ediyor.
Dericilik odaları ve meslek lisesi temsilcileri, Çukur’un uyarılarını dikkate alarak yeni çırak programları başlatmayı, gençleri bu geleneksel mesleğe yönlendirmeyi ve sahte ürünlere karşı sıkı denetimler uygulamayı planlıyor. Uzmanlar, bu adımların sektördeki kalite kaybını durduracağı ve yerli üretimin yeniden canlanacağını öngörüyor.