Geçtiğimiz gece, Burgonya’nın Dijon şehrindeki yüksek güvenlikli cezaevinden iki mahkum, drone ile içeri sokulan keskin bıçakları kullanarak hücrelerinin parmaklıklarını kırdı ve güvenlik kameralarını atlayarak hapishaneden kaçtı. Olay, adeta bir aksiyon filminden fırlamış gibi görünse de gerçek hayatın korkunç bir yansıması olarak kayıtlara geçti.

Kaçanların birinin 19 yaşındaki genç bir erkek olduğu ve cinayet teşebbüsü ve suça teşvik suçlamalarıyla yargılanmakta olduğu bildirildi. Diğer kaçan ise 32 yaşında, eşine yönelik şiddet suçlamasıyla tutuklu bulunuyordu. Her iki mahkum da hücrelerinde bulunan çift katmanlı güvenlik önlemlerini aşarak kaçışı gerçekleştirdi.
FO Adalet Sendikası, Dijon Cezaevi’ndeki güvenlik zaafiyetine uzun süredir dikkat çektiğini hatırlatarak, hapishane yönetimini sert bir dille eleştirdi. Sendika, sosyal medya açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Aylarca uyardık, yönetim ise sahadaki gerçekleri görmeyi reddederek tamamen kör olmayı seçti.” Bu eleştiriler, kaçışın gerçekleştiği gün içinde adli mercilerin ve kamuoyunun tepkisini artırdı.
Bu kaçış, geçen hafta Rennes‑Vézin Cezaevi’nde bir mahkumun yürüyüş sırasında kaçmasıyla aynı haftada yaşanan iki büyük firar olayı olarak kayıtlara geçti. Olayın ardından Adalet Bakanı Gérald Darmanin, Dijon Cezaevi müdürünü görevden alarak sorumluluğu üst yönetime taşıdı.
Adalet Bakanlığı’nın temmuz ayı verilerine göre, Fransa’nın toplam cezaevi kapasitesi 62.509 iken, ülkede 85.000’den fazla mahkum barındırılıyor. Bu da ortalama %135,9 doluluk oranına işaret ediyor; bazı kurumlarda bu oran %200’ü aşıyor. Doluluk oranındaki bu dramatik artış, kaçakların planlamasını kolaylaştıran bir ortam oluşturuyor.
Uzmanlar, dronların kontrolünün sıkılaştırılması, hücre içi metal dedektörlerinin artırılması ve parmaklıkların kesilmez alaşımlarla yeniden inşa edilmesi gibi önlemler öneriyor. Ayrıca, cezaevi nüfusunun azaltılması için alternatif cezai uygulamaların (elektronik kelepçe, topluma hizmet) hızlandırılması gerektiği vurgulanıyor.