23 Kasım 2025 Pazar sabahı, Etiyopya’nın Doğu Afrika Yarığı’nda yer alan Hayli Gubbi Yanardağı, 12 bin yıldır süren derin uykusundan ansızın uyandı. Binlerce metre yüksekliğinde bir kül bulutu atmosferi kapladı ve lav akıntıları çevredeki köyleri tehdit etti.

Patlama anında çekilen uydu fotoğrafı, lav püskürtme ve çökme izlerini net bir şekilde gösteriyor.
Hayli Gubbi, aynı bölgede 15 kilometre uzaklıkta yer alan ve geçen yıl Temmuz ayında patlamış olan Erta Ale yanardağının hemen yanındadır. Her iki yanardağ da Afrika ve Arap tektonik levhalarının çarpışma noktasında, Doğu Afrika Rift sisteminin bir parçası olarak konumlanmıştır. Bu bölge, yüksek sismik aktivite ve sık sık görülen volkanik depremlerle karakterizedir.
Bristol Üniversitesi’nden Jeolog Prof. Juliet Biggs, iki yanardağ arasındaki patlamaların bağlantılı olabileceğini belirtiyor: “Yani Erta Ale sistemi şimdi çökmüş gibi görünüyor ve her şey Hayli Gubbi’den çıkıyor.”
Prof. Biggs, “Uyuyan volkanlar hâlâ aktif kabul edilmeli; bu, özellikle uzun süredir sessiz kalan ancak bir anda büyük bir enerji birikimi gösteren yapılar için geçerlidir.” diye ekliyor.
Birmingham Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü’nden Doçent Mike Cassidy, patlamaların genellikle yanardağın altına yeni bir lav akışı geldiğinde tetiklendiğini ve bunun Hayli Gubbi’de de gözlemlendiğini vurguluyor.
ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu’ndan Michael Poland, “Bu tür olaylar, sadece geçmişteki patlamaların kayıtlarına dayanarak tahmin edilemez; uydu görüntüleri ve yapay zeka destekli modellemeler artık kritik rol oynuyor.” diyor.
Prof. Biggs, son yıllarda uydu fotoğrafçılığının volkanik aktivitelerin erken tespitinde çığır açtığını belirtiyor. Uydu verileri, yer kabuğundaki ısı değişikliklerini ve gaz salınımlarını anlık olarak izleyebiliyor. “Önceden kaçırdığımız birçok patlamayı şimdi tespit edebiliyoruz.” şeklinde konuşuyor.
Ayrıca, yapay zeka algoritmaları büyük veri setlerini analiz ederek, patlamaya en yakın olabilecek bölgeleri öncelikli olarak işaretliyor. İnsansız hava araçları (İHA) ise yüksek sıcaklıklara dayanıklı sensörleriyle sahada doğrudan ölçüm yapabiliyor.
Patlamadan kaynaklanan küller, geniş alanlarda tarımsal üretimi tehdit ederken, atmosfere salınan volkanik gazlar iklimi geçici olarak soğutabilir. Bölgedeki köylerdeki altyapı büyük hasar gördü; yol ve köprülerin çökmesi, acil müdahale ekiplerini zor durumda bıraktı.
Uzmanlar, huzursuz yanardağların izlenmesinin artırılması gerektiğini, özellikle nüfus yoğunluğu yüksek bölgelerde (ör. Washington’daki Rainier Dağı, Napoli yakınlarındaki Campi Flegrei) risk değerlendirmelerinin sıklaştırılması gerektiğini vurguluyor.
Hayli Gubbi’nin aniden uyanması, volkanik aktivitelerin uzun vadeli tahminlerinin ne kadar karmaşık olduğunu bir kez daha gösterdi. Bilim camiası, uyuyan volkanların hâlâ aktif olarak izlenmesi gerektiği konusunda hemfikirdir. “Her bir uyuyan yanardağ, potansiyel bir felaket kaynağıdır ve göz ardı edilmemelidir.” diyerek uyarıyor.
Bu olay, dünya çapında volkanik risk yönetimi politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve daha kapsamlı uluslararası izleme ağlarının oluşturulması için bir dönüm noktası olabilir.