İsrail güvenlik güçlerinin, işgal altındaki Batı Şeria’nın Cenin şehrinde gerçekleştirilen bir operasyonda, teslim olmuş iki Filistinliyi ateşle öldürdüğünü gösteren video, haber ajansları ve insan hakları örgütleri tarafından kamuoyu ile paylaşıldı.

Videoda iki Filistinli erkek, elleri havada bir binadan dışarı çıkarken güvenlik güçleri tarafından çevreleniyor, ardından yere diz çöküyor ve biri silahsız olduğunu göstermek için tişörtünü kaldırıyor. Kısa bir süre sonra aynı binaya geri dönüyorlar ve sınır polisi ateş açarak ikisini de öldürüyor.
İsrail ordusu ve polisi, şüphelilerin “bir terör şebekesine bağlı” olduklarını ve “terör faaliyetleri” kapsamında yakalanmaya çalışıldığını belirtti. “Güvenlik güçleri bölgeye girdi, şüphelilerin bulunduğu yapıyı çevreledi ve teslim olma prosedürünü başlattı,” denildi. Açıklamaya göre, yapı üzerinde mühendislik aletleri kullanıldı ve iki şüpheli dışarı çıkarıldı; ardından ateş açıldı.
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben‑Gvir ise olayla ilgili “teröristlerin ölmesi gerektiğini” vurgulayarak, polise tam destek verdiğini söyledi. “Savaşçılar tam da kendilerinden beklendiği gibi davrandılar,” diyerek operasyonu takdir etti.
Filistin Yönetimi, bu eylemi “savaş suçu” ve “vahşi saha infazı” olarak nitelendirerek, uluslararası toplumun acil bir soruşturma başlatmasını talep etti. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Ofisi de olayı “yargısız infaz” olarak tanımladı ve bağımsız bir inceleme çağrısında bulundu.
BM’ye göre, 2023 Ekim ayında İsrail’in güneyine yönelik Hamas saldırısı ve sonrasında Gazze’ye yapılan yıkıcı harekâtın ardından Batı Şeria’da şiddet yükseldi. 26 Kasım’da Tubas yakınlarında başlatılan bir başka operasyon da bölgedeki gerilimi artırdı.
Birleşmiş Milletler raporları, bu dönemde İsrail askerleri, yerleşimciler ve silahlı gruplar tarafından 1.000’den fazla Filistinlinin öldürüldüğünü gösteriyor. Aynı rapor, İsrail’in 44 askerinin ise Filistinli saldırılar ve operasyonlar sırasında hayatını kaybettiğini belirtiyor.
Uzmanlar, Cenin’deki bu olayın, İsrail’in Batı Şeria’nın kuzeyindeki şehirlerdeki uzun süredir devam eden baskınların bir parçası olduğunu ve bölgedeki istikrarsızlığı daha da derinleştireceğini vurguluyor. “Bu tür saha infazları, uluslararası hukuk çerçevesinde ciddi ihlaller olarak değerlendirilmeli ve sorumlular yargılanmalı,” diyor bir insan hakları savunucusu.
İsrail’in aşırı sağcı politikaları ve güvenlik birimlerinin sert tutumu, yerel ve uluslararası kamuoyunda artan eleştirileri beraberinde getiriyor. Olay, aynı zamanda Filistinli direniş gruplarının da daha radikal taktikler benimsemesine zemin hazırlayabilir.
Gelecek günlerde, bölgedeki diplomatik girişimler ve uluslararası baskılar, bu tür olayların önüne geçmek için kritik bir rol oynayacak gibi görünüyor. Ancak mevcut gerilim ve güven eksikliği, kalıcı bir çözüm bulunmasını zorlaştırıyor.