Kıbrıs Cumhuriyeti ile Lübnan, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması sürecinin ardından Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) anlaşmasını 26 Kasım 2023 tarihinde Beyrut’ta düzenlenen resmi bir törenle imzaladılar. Bu imza, iki ülkenin 2017 yılında varılan ilk MEB sınırlandırma protokolünün bir uzantısı olarak kabul ediliyor.
Törene Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn katıldı; her iki lider de anlaşmanın bölgesel istikrar ve ekonomik işbirliği açısından kritik bir adım olduğunu vurguladı.

Kıbrıs, 1 Ocak 2026’dan itibaren üstleneceği AB dönem başkanlığı sürecinde Lübnan’a 1 milyar euroluk yardım paketi önermeyi planladığını duyurdu. Yardım paketinin ilk 500 milyon euroluk kısmının yakında ödenmesi bekleniyor; bu da Lübnan’ın kronik ekonomik krizine bir nefes olmayı amaçlıyor.
Yardımın yanı sıra, iki ülke arasında enerji ve yenilenebilir enerji projeleri geliştirilmesi, ortak enterkonnekte elektrik şebekesi kurulması ve bölgedeki hidrokarbon rezervlerinin ortak şekilde değerlendirilmesi de gündemde. Dünya Bankası’na sunulan finansman talebi, projenin uluslararası yatırımcılar tarafından da ilgi görmesini sağlıyor.
Türkiye, anlaşmanın kendi deniz yetki alanlarıyla doğrudan bir bağlantısı olmadığını kabul etmekle birlikte, Kıbrıs Türk toplumunun çıkarlarına ters düştüğünü iddia ederek resmi bir protesto yayımladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 2003’ten bu yana imzaladığı anlaşmalarda Kıbrıslı Türkleri “hiçe saydığını” belirtti.
Türkiye, 2020 yılında Birleşmiş Milletler’de tescil ettirdiği “Türk kıta sahanlığı” alanının bu yeni anlaşma çerçevesinde göz ardı edildiğini vurguladı ve anlaşmanın yok hükmünde olduğunu ilan etti. Ankara, aynı zamanda Kıbrıs ve Lübnan arasındaki 2007 anlaşmasının yürürlüğe girmesini engellemek için Beyrut üzerinde uzun süreli diplomatik baskı uyguladığını da hatırlattı.
Doğu Akdeniz, zengin hidrokarbon rezervleriyle küresel enerji dengelerinde giderek daha stratejik bir konuma geliyor. Kıbrıs, İsrail ve Mısır’ın ardından bölgedeki bir başka kıyıdaş ülke olarak deniz yetki alanlarını sınırlandırması ve MEB anlaşmalarını tamamlamış oldu. Bu hamle, bölgedeki enerji arama ve çıkarma faaliyetlerini daha şeffaf ve hukuka dayalı bir çerçeveye oturtmayı hedefliyor.
ABD merkezli enerji şirketlerinin hem İsrail‑Kıbrıs hem de Lübnan açıklarında potansiyel keşif alanlarına ilgi göstermesi, yeni bir rekabet ortamı yaratıyor. Washington’ın, uzun yıllardır süren İsrail‑Lübnan anlaşmazlığını hafifletecek bir rol üstlenmesi de olası senaryolar arasında yer alıyor.
Anlaşmanın tamamlanmasının ardından, Kıbrıs ve Lübnan arasında enterkonnekte sisteminin kurulması için çalışmalar hız kazanıyor. Bu sistem, iki ülkenin elektrik şebekelerini birleştirerek ortak bir enerji iletim ağı oluşturmayı amaçlıyor; bölgenin enerji güvenliğini artırması bekleniyor.
Ayrıca, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn, deniz yetki sınırlandırma anlaşmasının ardından ülkenin enerji rezervlerini lisanslama sürecine sokacağını duyurdu. Bu süreç, bölgedeki enerji şirketlerinin yatırım yapmasını ve yeni keşiflerin ekonomik olarak değerlendirilmesini mümkün kılacak.
AB’nin Kıbrıs üzerinden Lübnan’a sağlayacağı mali destek, iki ülkenin siyasi ilişkilerini derinleştirirken, aynı zamanda Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı sürecinde bölgesel bir arabulucu rolü üstlenmesine olanak tanıyacak.
Uluslararası medya, Kıbrıs‑Lübnan anlaşmasını “Doğu Akdeniz’de yeni bir denge yaratma çabası” olarak nitelendirirken, Türkiye’nin tepkisi “bölgesel işbirliğine karşı bir engel” olarak değerlendirildi. Bazı Avrupa analistleri, AB’nin yardım paketinin ve enerji işbirliğinin bölgedeki istikrarı pekiştireceğini, ancak Türkiye’nin itirazının diplomatik gerilimleri artırabileceğini belirtiyor.
Bu gelişmeler, önümüzdeki aylarda Doğu Akdeniz’in jeopolitik haritasında yeni dinamiklerin ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.