NASA’nın Perseverance keşif aracı, SuperCam mikrofonu ve MEDA (Mars Environmental Dynamics Analyzer) sensörleri sayesinde atmosferik sesleri ve elektromanyetik parazitleri sürekli olarak izliyor. İki Mars yılı süren gözlemler sırasında, araç 55 ayrı elektrik deşarjı (şimşek) izine ulaştı.

Fransa’nın Toulouse Üniversitesi’nden Baptiste Chide liderliğindeki ekip, Perseverance’ın ses kayıtlarını elektromanyetik parazit verileriyle birleştirerek detaylı bir inceleme yürüttü. Bu analiz, şimşeklerin sadece mikrofon sinyaliyle değil, aynı zamanda elektromanyetik dalga patlamalarıyla da tespit edilmesini sağladı.
İlk tespit, mikrofonun kablolara karışan ani elektronik bir ses kaydetmesiyle başladı. Sonraki yedi olayda ise, deşarjın etrafındaki havanın ısınıp aniden genişlemesiyle oluşan küçük bir sonik patlama – yani gök gürültüsü – duyuldu. Bu çift sinyal, Mars atmosferinde gerçek bir şimşek‑gök gürültüsü olayını kanıtladı.
Kayıtların büyük çoğunluğu, yüksek rüzgar hızları ve yoğun toz fırtınası cephelerinin hâkim olduğu anlarda gerçekleşti. Bu durum, sadece tozun elektrik yükü biriktirmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda güçlü rüzgarların da şimşek oluşumunu tetiklediğini gösteriyor.
Bu keşif iki kritik sonucu beraberinde getiriyor: 1) Gelecek Mars görevleri, rover ve iniş sistemlerini bu ani elektrik boşalmalarına karşı koruyacak şekilde tasarlanacak; 2) Şimşek, Dünya’da yaşamın kimyasal evriminde oynadığı rol göz önüne alındığında, Mars’ta benzer bir süreç olasılığı astrobiyologlar için yeni bir araştırma alanı oluşturuyor.
Yerküre’de şimşek, azot ve su buharını reaktif bileşiklere dönüştürerek erken yaşamın kimyasal temellerini oluşturmuş. Mars atmosferinde benzer elektriksel patlamaların varlığı, gezegenin geçmişte ya da gelecekte kimyasal olarak yaşamı destekleyebilecek bir ortam sunduğu hipotezini güçlendiriyor.
Mars Sample Return (MSR) gibi yaklaşan misyonlar, şimşek ve gök gürültüsü izleme ekipmanlarını taşıyarak bu fenomenin daha detaylı incelenmesini hedefliyor. Ayrıca, uzay ajansları yeni mikrofon ve elektro‑optik sensörler geliştirmek için bu verileri bir referans noktası olarak kullanacak.