Mehmet Ali Ağca, “Hoş geldin” diyerek Papa 14. Leo’yu karşıladığını söyledi. Ağca, “Umarım bugün, yarın, İznik’te, İstanbul’da oturup konuşuruz, 2‑3 dakika” diyerek görüşmenin süresini belirtti.
Ayasofya Camii’ni ziyaret eden Ağca, “Tam 1700 yıl önce bugün İznik’te olağanüstü bir olay yaşandı. İncillerin bazıları reddedildi, bazıları kabul edildi” şeklinde tarihî bir perspektif sundu. Vatikan’ın dünya barışına katkılarını vurguladı ve Papa’nın ziyaretiyle “olağanüstü bir olay” yaşandığını belirtti.
Ağca, “Sovyetler, Bulgaristan ve NATO’nun bu olayı manipüle ettiğini” iddia ederek, yıllar içinde kendisi hakkında ortaya atılan komplo teorilerine değindi. “Ben ilahi bir planın merkezindeyim, dünya bunu anlayamadı” diyerek kendi konumunu mistik bir çerçeveye oturttu. Ayrıca “Terörist Netanyahu” ifadesiyle uluslararası siyasi eleştirilerini de sürdürdü.
Medyanın kendisine yönelik tutumunu da ele alan Ağca, “Hayatım hakkında bir belgesel hazırlanıyor, olağanüstü bir sinema ve televizyon filmi yapmayı planlıyoruz” dedi. Bu projeyle dünyanın kendisini daha iyi anlamasını hedeflediğini belirtti.

Ağca, “Dinde zorlama yoktur, din özgürlüklerine saygı duyuyoruz” diyerek dinler arası hoşgörüyü vurguladı. “Afrika, Asya’da gereksiz kavgalar var, bunlar kapitalist ve Siyonist çıkarların bir sonucu” şeklinde küresel barış teması işledi. Son olarak, “Papa’ya ‘Hoş geldin’ diyoruz, Türkiye’nin de en güzel şekilde karşılamasını temenni ediyoruz” diyerek görüşmenin olumlu bir sonuca ulaşmasını istedi.
İznik yerel yönetimi ve vatandaşlar, Ağca’nın açıklamalarına karışık tepkiler verdi. Bazıları “tarihi bir an” olarak gördü, diğerleri ise görüşmenin arkasındaki olası siyasi amaçları sorguladı. Yetkililer, görüşmenin resmi bir protokol çerçevesinde gerçekleştiğini ve güvenlik önlemlerinin alındığını açıkladı.
Bu görüşme, hem tarihî bir figürün hem de güncel bir dini liderin bir araya gelmesi bakımından benzersiz bir olay olarak kayıtlara geçti. Ağca’nın iddiaları ve komplo teorileri, medyada geniş yankı uyandırırken, Papa Leo’nun mesajı ise “dinler arası barış ve hoşgörü” üzerine odaklandı.