Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Daha yeni başlıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı inşallah hep birlikte çok güçlü şekilde inşa etmek için şimdi yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.” diyerek Milli Teknoloji Hamlesi’nin önemine dikkat çekti. Bakan, bu hamlenin “Türkiye’nin kritik teknolojilerde tam bağımsızlık yolculuğunun adı” olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin 2053 sanayi vizyonu, “Sanayiyle Büyüyen Türkiye – ASKON 2053 Vizyon Zirvesi” kapsamında masaya yatırıldı. Zirvede, yüksek katma değerli ürünlerin yerli üretimi, Ar-Ge yatırımlarının artırılması ve dijital dönüşümün hızlandırılması gibi konular ele alındı. Kacır, bu vizyonun hayata geçirilmesinde girişimcilerin, iş insanlarının ve akademik çevrelerin kritik rol oynadığını belirtti.
“Şüphesiz bu yolculukta bizim en sağlam yol arkadaşlarımızdan biri ilk günden itibaren sizler oldunuz.” diyerek Kacır, özel sektörün destek ve katılımını takdir etti.
Hamle, üç temel prensibe dayanıyor:
1. Kritik teknolojilerin yerli ve milli üretimi;
2. Yüksek katma değerli ürünlerin rekabetçi şekilde geliştirilmesi;
3. Üretilen teknolojilerin global pazarlara aktarılarak dışa açılması.
Bu prensipler, savunma, enerji, yapay zeka, biyoteknoloji ve uzay gibi stratejik alanlarda Türkiye’nin bağımsızlığını pekiştirmeyi hedefliyor.

Uzmanlar, Milli Teknoloji Hamlesi’nin sadece teknoloji sektörüne değil, aynı zamanda istihdam, dış ticaret dengesi ve cari açık gibi makroekonomik göstergelere de olumlu yansıyacağını öngörüyor. Yerli üretimin artmasıyla birlikte ithalat maliyetlerinin düşmesi, ihracat kalitesinin yükselmesi ve genç yeteneklerin istihdam edilmesi bekleniyor.
Bu çerçevede, devletin sağladığı vergi indirimleri, AR‑GE fonları ve kuluçka merkezleri, girişimcilerin yenilikçi projelerini hayata geçirmeleri için kritik destek mekanizmaları olarak öne çıkıyor.
“Daha yeni başlıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı hep birlikte çok güçlü şekilde inşa etmek için şimdi yeni bir yolculuğa çıkıyoruz.” şeklindeki vurgu, Kacır’ın bu süreci uzun vadeli bir strateji olarak gördüğünü gösteriyor. Bakan, önümüzdeki yıllarda Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında yapılacak yatırımların, Türkiye’yi küresel teknoloji sahnesinde bir lider konumuna taşıyacağına inandığını belirtti.
Türkiye’nin bağımsızlık hedefi, sadece savunma sanayisiyle sınırlı kalmayıp, sivil sektörde de yenilikçi çözümler üretme kapasitesini artırarak ülkenin rekabet gücünü artıracak.