26 Kasım’da Washington’da Ulusal Muhafızlar arasına düzenlenen silahlı saldırıda, 20 yaşındaki Sarah Beckstrom hayatını kaybederken, 24 yaşındaki Andrew Wolfe kritik durumdadır. Saldırıyı Rahmanullah Lakanwal adlı 29 yaşındaki Afgan vatandaşı üstlenmiştir.

Başkan Trump, Lakanwal’ın eşi ve çocuklarının sınır dışı edilmesi konusunu “değerlendirdiklerini” belirterek, sosyal medya üzerinden bir fotoğraf paylaştı. Fotoğraf, ABD güçlerinin Afganistan’dan çekilmesinin ardından “yüz binlerce insanın tamamen denetimsiz ve kontrolden geçirilmeden ülkemize aktığını” gösteriyordu. Trump, “Bunu düzelteceğiz, ancak sahtekar Joe Biden ve çetesinin ülkemize yaptıklarını asla unutmayacağız” diyerek güçlü bir retorik kullandı.
Trump’ın açıklamaları, ABD’nin son yıllarda göç politikası ve sınır güvenliği konularında yaşadığı tartışmaları yeniden alevlendirdi. Afgan göçmenlerinin uçakla getirildiği iddiaları, hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında yoğun bir siyasi mücadeleye yol açtı. Eleştirmenler, Trump’ın iddialarını “kanıtsız ve politik amaçlı” olarak nitelendirirken, destekçileri ise “güvenlik risklerini göz ardı etmemek gerektiğini” vurguladı.
Bu gelişme, Amerika’nın dış politikası ve insan hakları konusundaki itibarını da etkiledi. Birçok uluslararası gözlemci, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi sürecinde yaşanan organizasyon eksikliklerini ve göçmen akışının kontrolsüzlüğünü eleştirdi. Trump’ın açıklamaları, ABD iç politikasının yanı sıra, NATO ve müttefik ülkelerle olan ilişkilerde de yeni bir gerilim yaratma potansiyeli taşıyor.