Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), Birleşmiş Milletler’e bağlı olarak deniz taşımacılığının güvenliği, çevresel sürdürülebilirliği ve hukuki çerçevesini belirleyen en önemli küresel kuruluştur. 1948 yılında kurulan IMO’nun yürütme organı olan Konsey, her üç yılda bir üye devletler arasında yapılan seçimlerle şekillenir. Türkiye, 1999 yılından bu yana kesintisiz olarak bu önemli platformda temsil edilmekte ve denizcilik politikalarının uluslararası boyutta şekillenmesinde etkin bir rol oynamaktadır.
“Uluslararası toplumun güvenini kazanan ülkemiz 139 ülkenin desteği ile IMO Konsey üyeliğine üst üste 14. kez seçildi” diyerek Bakan Uraloğlu, bu başarının arkasında uzun yıllara dayanan istikrarlı çalışmalar ve stratejik politikalar olduğunu vurguladı.
Seçimlerin IMO’nun 34. Genel Kurulu sırasında 28 Kasım 2025 tarihinde Londra’da gerçekleşti. Bu süreçte, Türkiye’nin denizcilik sektöründeki başarıları, çevre koruma konusundaki taahhütleri ve deniz güvenliğine sağladığı katkılar, 139 ülkenin oyunu toplamasına zemin hazırladı.

Bu kritik dönüm noktasının ardından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı temsilcileri ve ilgili kamu kurumları, Türkiye’nin denizcilik alanındaki vizyonunu uluslararası platformda daha da güçlendirmek için yoğun bir çalışma temposu sürdürecek.
IMO Konsey üyeliği, Türkiye’ye sadece diplomatik bir prestij kazandırmakla kalmayıp, aynı zamanda denizcilik sektöründeki yatırımların yönlendirilmesi, yeni regülasyonların şekillendirilmesi ve uluslararası işbirliklerinin artırılması açısından da stratejik bir avantaj sunmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye’nin gemi inşa sanayi, liman altyapısı ve deniz taşımacılığı hizmetleri gibi alanlarda elde ettiği deneyimler, IMO’nun gelecekteki politika ve programlarına doğrudan katkı sağlayacak.
Gelecek yıllarda, Türkiye’nin IMO Konseyindeki aktif katılımının, karbon emisyonlarının azaltılması, deniz kirliliği önleme mekanizmalarının güçlendirilmesi ve deniz güvenliğinin artırılması gibi küresel önceliklere hizmet etmesi bekleniyor. Bakan Uraloğlu, “Ülkemiz, denizcilik alanında uluslararası standartlara uygun politikalar üreterek ve somut adımlar atarak, sadece kendi çıkarlarını değil, aynı zamanda tüm denizciliğin sürdürülebilir gelişimini de desteklemektedir.” şeklinde konuştu.
Bu seçimin, Türkiye’nin denizcilik sektöründeki rekabet gücünü artırması, yeni ticaret rotalarının açılması ve liman altyapısına yapılacak yatırımlar için ek bir motivasyon kaynağı olması öngörülmektedir. Sonuç olarak, 14. kez IMO Konsey üyesi seçilmek, Türkiye’nin küresel denizcilik sahnesindeki konumunu pekiştirirken, aynı zamanda ülkenin dış ilişkilerinde ve ekonomik büyümesinde de olumlu bir ivme yaratacaktır.