Emirhan Gökalp, 2014 yılında ilk şubesiz dijital bankanın çekirdek ekibinde yer aldığını hatırlatarak, “O dönemde dijital müşteri olma süreci bile yoktu; her müşteri için şube onayı gerekiyordu.” dedi. Bugün aynı süreç dakikalar içinde tamamlanıyor, hesap açılışları ve kredi onayları tamamen dijital ortamda gerçekleşiyor.

Gökalp, 2025’in ilk yarısında dijital varlıklar ve para birimlerine yapılan 8,4 milyar dolarlık yatırımın sektörde yeni bir dönemi başlattığını belirtti. “Dijital finans artık bir gelecek vizyonu değil, bugünün gerçeği” diyerek, Türkiye’nin bu küresel akımda stratejik bir adaptasyon süreci yaşadığını vurguladı. Küresel sermaye özellikle gömülü finans, yapay zeka destekli skorlama ve mobil KOBİ çözümlerine yöneliyor; Türkiye’deki fintek girişimcileri ise bu fırsatı “rüzgârı yakalamak” şeklinde tanımlıyor.
KPMG Türkiye ve FINTR iş birliğiyle hazırlanan Türkiye Fintech Araştırması 2024’e göre, fintek şirketlerinin %53’ü dijital ödeme, %19’u ise dijital kredi hizmeti sunuyor. Güçlü girişimcilik ekosistemi, hızlı dijital dönüşüm ve genç nüfus, sektöre önemli bir itici güç sağlıyor. Batı Avrupa hedef pazarın %40’ını, Ortadoğu %23’ünü ve Doğu Avrupa %19’unu oluşturuyor.
Gökalp, regülasyonları “güven ve istikrar sağlayan, ancak hız konusunda engel oluşturabilen iki yönlü bir kılıç” olarak nitelendirdi. Müşteri tanıma (KYC), kara para aklamayı önleme (AML) ve dolandırıcılık tespiti süreçlerini kurarken bu zorlukları bizzat yaşadığını dile getirdi. Türkiye’nin Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK) ve Merkez Bankasının dijital dönüşümü destekleyen politikaları, açık bankacılık altyapısı ve dijital kimlik sistemleri gibi somut adımlarla bu kılıcı yumuşatıyor.
Gökalp, Türkiye’nin fintek alanındaki üç büyük avantajını sıraladı:
1. 3 milyondan fazla KOBİ’nin finansman açığı – bu boşluk yeni kredi ve ödeme çözümlerine büyük talep yaratıyor.
2. 40 yaş altı nüfusun mobil finansal işlemlere yüksek adaptasyonu – genç tüketiciler, şubesiz bankacılık modelinin en büyük kullanıcıları.
3. Katlanarak büyüyen e‑ticaret hacmi – BNPL, ödeme geçitleri ve gömülü finans için geniş bir ekosistem sunuyor.
Fintek sektörünün önümüzdeki beş yıldaki evriminde Gökalp üç temel değişime dikkat çekti:
Görünmez bankacılık – finansal hizmetler banka uygulamalarından çıkıp, her dijital platformun içine entegre olacak.
Yapay zeka – sadece bir özellik değil, kredi skorlama, risk yönetimi ve müşteri deneyimi tasarımının tamamen DNA’sı olacak.
RegTech – hızlı inovasyonu katı düzenlemelerle dengelemek için yükselişte.
Gökalp, “Finansal ekosistemin geleceği, güçlü API standartlarıyla desteklenen şeffaf veri paylaşımı, yapay zekanın etik ve denetlenebilir kullanımı ve RegTech ile düzenleme‑inovasyon dengesinin hassas korunması üzerine kurulacak” diye vurguladı. Açık mimariler sayesinde kurumlar birlikte çalışabilirliği artırırken, AI‑tabanlı karar mekanizmalarının adil ve açıklanabilir olması zorunlu.
Özellikle mikro‑KOBİ’ler, Türkiye ekonomisinin omurgası olarak bu yeni ekosistemde kritik bir rol oynayacak; dijital finansal çözümlerle büyümeleri hızlanacak ve istihdam yaratma potansiyelleri artacak.
Son on yılda elde edilen deneyimler, ülkenin fintek ekosistemini hem bölgesel bir hub hem de küresel yatırımcıların radarına taşıdı. Gökalp, “İTÜ Future Engineers Summit 2025’e sponsor olarak genç yetenekleri destekliyoruz; bu gençler, Türkiye’nin fintek geleceğini şekillendirecek” diyerek geleceğe dair umutlarını dile getirdi.