Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü’nün Bal Ormanları Eylem Planı çerçevesinde, Erzurum Orman Bölge Müdürlüğü sorumluluğundaki Kars, Erzurum, Erzincan, Ardahan, Ağrı ve Iğdır illerinde toplam 39 bal ormanı tesis edildi. Bu yeni alanlar, yalnızca bal üretimini artırmakla kalmayıp, bölgenin ekolojik denge ve toprak koruma çalışmalarına da önemli katkılar sağlıyor.

Bal ormanları, bal özü taşıyan ağaç ve çalıların ekim‑dikimiyle oluşuyor; ceviz, badem, mahlep, iğde, leylak gibi türler hem nektar kaynağı hem de erozyon kontrolü sağlıyor. Bu çeşitlilik, arıların besin ihtiyaçlarını maksimum seviyede karşılayarak verimliliği artırıyor.
Erzurum Orman Bölge Müdürü Serkan Karakurt, “Bal ormanları özellikle bölgelerimizdeki arıcılık faaliyetlerini desteklemek, bitki çeşitliliğini artırmak ve yerel halka katma değer sağlamak amacıyla tesis edildi” diyerek projenin önemini vurguladı.
Karadeniz’in soğuk iklimine sahip Sarıkamış ilçesinde bulunan Karakurt Bal Ormanı, yaklaşık 40 hektar (400 dönüm) alana yayılmış durumda. Bölgeye 14 kilometrelik teraslar inşa edilerek, bu terasların içine 5 500’ün üzerinde fidan dikildi. 2026 yılı içinde ormanda bir bal sağım ünitesi kurulacak ve arıcıların kullanabileceği kovan konaklama alanları hazırlanacak.
Erzurum Bölge Müdürlüğü’nün verdiği bilgilerle, 39 bal ormanının toplam alanı 1 656 hektar ve toplam kovan kapasitesi 26 355 adede ulaşmış durumda. Bu alan, yüksek rakım ve vadide yıl boyunca akan su kaynakları sayesinde, arıların hem nektar hem de polen ihtiyacını karşılayacak doğal bir ortam sunuyor.
Proje kapsamında, arıcılar orman işletme müdürlüğüne başvurarak taahhütname imzalamalı; bu belge, ağaçlandırma çalışmalarına zarar vermeden, yangın riskine karşı önlemler alarak ve doğal dengeyi koruyarak arıcılık yapmalarını güvence altına alıyor. Taahhütnameler onaylandığında, arıcılar 2026’nın ilkbaharında kovanlarını kurarak bal üretimine başlayabilecekler.
Bal ormanlarının yaratması beklenen ekonomik ve sosyal faydalar arasında, kırsal kesimde yeni istihdam olanakları, yerel bal markalarının değerlenmesi ve bölge turizminin canlanması da yer alıyor. Uzmanlar, bu modelin ülke çapında diğer kırsal bölgelerde de uygulanabileceğini ve Türkiye’nin bal üretiminde dışa bağımlılığını azaltabileceğini belirtiyor.
Bal ormanları, sadece bir ekosistem hizmeti değil, aynı zamanda kırsal kalkınma stratejisi olarak da görülüyor; bu sayede orman köylüsünün gelirine doğrudan katkı sağlanıyor ve sürdürülebilir tarım‑orman entegrasyonu güçleniyor.