Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Başbakanı Nikos Hristodulidis ile Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, Beyrut’ta bir araya gelerek iki ülkenin 2007 yılında varılan ancak onaylanamayan deniz sınırı ön anlaşmasını nihai hâle getirdiklerini duyurdu. Anlaşma, Doğu Akdeniz’in zengin petrol ve doğal gaz rezervlerine ilişkin uzun yıllardır süren çıkmazı sona erdiriyor ve ortak keşif, üretim ve taşıma haklarını güvence altına alıyor.

Hristodulidis, basın açıklamasında “Bu tarihi anlaşma, Orta Doğu’nun Avrupa için bir alternatif enerji koridoru haline gelme ihtimalini artırıyor” diyerek anlaşmanın stratejik önemini vurguladı. Aoun ise iki tarafın açık sularda doğal kaynak arama faaliyetlerine izin verileceğini, elektrik ara bağlantısı projelerinin de görüşüleceğini belirtti.
Lübnan ve GKRY, 2007 yılında Doğu Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölge (MEB) haklarını tanımlamaya yönelik bir ön anlaşmaya imza atmıştı. Ancak bu karar, Lübnan Parlamentosu’ndaki iç siyasi bölünmeler ve deniz sınırları konusundaki uzun süredir devam eden anlaşmazlıklar nedeniyle onaylanamamıştı. 2022 yılında, ABD’nin arabuluculuğunda Lübnan’ın İsrail ile sınırları konusunda bir protokol imzalaması, bölgedeki diplomatik dinamikleri bir nebze de olsa rahatlatmıştı. Yenilenen diplomatik temaslar ve bölgesel işbirliği arzusu, iki ülkenin bu defa mutabakata varmasını sağladı.
Bu anlaşma, sadece GKRY ve Lübnan’ın enerji güvenliğini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda Avrupa’nın enerji ihtiyacını çeşitlendirecek yeni bir koridorun temellerini atıyor. Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerinin ortak geliştirilmesi, bölge ülkeleri arasında yeni ekonomik ortaklıkların doğmasına zemin hazırlayabilir. Aoun, gelecekte telekomünikasyon, turizm ve güvenlik projeleri gibi alanlarda da ortak girişimlerin hayata geçirilebileceğini dile getirerek, işbirliğinin enerji dışına da genişleyeceğini ifade etti.
Hristodulidis, anlaşmanın bir adım daha ileri götürülerek önümüzdeki hafta Dünya Bankası’nın desteklediği uygulanabilirlik çalışmaları için başvuruda bulunacaklarını açıkladı. Bu süreç, deniz sınırlarının kesin haritalandırılması, çevresel etki değerlendirmeleri ve altyapı yatırımlarının planlanması gibi kritik aşamaları kapsayacak.
Uzmanlar, bu gelişmenin Doğu Akdeniz’deki mevcut gerilimleri azaltabileceğini, ancak aynı zamanda Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs gibi diğer bölge aktörlerinin stratejik çıkarlarını yeniden şekillendirebileceğini uyarıyor. Bölgedeki jeopolitik dengelerin yeniden gözden geçirilmesi, yeni enerji rotalarının yanı sıra savunma ve denizcilik politikalarına da yansıyabilir.