İmralı Ceza ve Tehdit Altındaki İslamcı Teröristlere Karşı Yüzleşme Derneği (MDK) ve Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından görevlendirilen üç kişilik heyet, 23 Kasım 2025 tarihinde Abdullah Öcalan ile kapalı bir ortamda bir araya geldi. Heyetin üyeleri arasında DEM Partili Gülistan Kılıç Koçyiğit de bulunuyordu. Görüşmenin ana gündemi, Suriye’deki gelişmeler, SDG (Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri), yasal düzenlemeler ve bölgedeki İsrail politikalarıydı.

Koçyiğit, Öcalan’ın konuşmasını ayrıntılı bir şekilde aktardı. Görüşme, PKK’nın tarihsel serüvenine ve Kürt‑Türk ilişkilerinin geçmişine dair uzun bir girişle başladı. Öcalan, “Cumhuriyetin kurucu partisi olarak CHP’nin bu süreçte mutlaka yer alması gerektiğini” vurguladı ve özel bir anekdotla şöyle ekledi: “Keşke CHP de gelseydi.” Bu ifade, heyetin içinde büyük bir şaşkınlık yarattı ve medyada geniş yankı buldu. Koçyiğit, Öcalan’ın “Fethi Bey, Hüseyin Bey” gibi isimlerle heyet üyelerine hitap ettiğini ve heyetin de kendisine “siz” diye seslendiğini belirtti.
Görüşmenin görüntülü kaydı alınmadı. Tek kayıt yöntemi, resmi tutanak için ses kaydı olarak sınırlıydı. Koçyiğit, “Görüşmenin şeffaflığı için sadece ses kaydı alınmıştır; herhangi bir video ya da fotoğraf çekimi yapılmamıştır” dedi. Bu durum, hem güvenlik hem de gizlilik politikaları çerçevesinde değerlendirilmişti.
Öcalan’ın CHP’ye doğrudan atıfta bulunması, Türkiye siyasetinde yeni bir tartışma başlattı. İddialar, “CHP’nin terörle mücadele politikaları ve Kürt sorununa yaklaşımı” üzerine yeniden değerlendirme çağrısı yaptı. Bazı analistler, bu söylemin “İmralı’da bir diplomatik köprü kurulma çabası” olarak yorumlanabileceğini öne sürerken, diğerleri ise “siyasi bir manevra” olarak nitelendiriyor.
Bu görüşmenin ardından, DEM Partisi yetkilileri ve CHP liderleri, konuyla ilgili resmi bir açıklama yapma sürecine girdi. Halk arasında ise görüşmenin içeriği ve Öcalan’ın sözleri sosyal medyada geniş tartışma konusu oldu.
Heyet üyeleri, Imralı’da alınan bu görüşmenin “Türkiye’nin demokratikleşme sürecine ve toplumsal uzlaşma çabalarına katkı sağlayacağı” yönünde umutlu. Koçyiğit, “Görüşmenin sonuçları, resmi raporlar ve ilgili kurumların değerlendirmeleri ile kamuoyuna aktarılacak” diyerek sürecin şeffaflığını vurguladı.