TÜİK’in yayınladığı rapora göre, hizmet sektörü güven endeksi %1 artışla 111,8 seviyesine ulaştı. Perakende ticaret sektörü %0,9 artışla 114,2 puana yükseldi. İnşaat sektörü ise %1,5 artışla 84,9 değerini kaydetti. Bu rakamlar, mevsimsel etkilerden arındırılmış güven endeksi ölçümleri üzerine dayanıyor.

Bu artışların arkasında, özellikle hizmet sektöründe tüketici talebinin yeniden canlanması ve perakende satışlarda istikrarlı bir büyüme trendi bulunuyor. İnşaat sektöründe ise, yeni konut projelerinin ve altyapı yatırımlarının başlaması güveni artıran faktörler arasında yer alıyor.
Güven endeksi, işletmelerin ve tüketicilerin ekonomik ortam hakkındaki beklentilerini ölçen kritik bir gösterge olarak kabul edilir. Endeksin yükselmesi, firmaların yatırım, istihdam ve üretim planlarını genişletme eğiliminde olduğunu, aynı zamanda tüketicilerin harcama kararlarını olumlu yönde etkilediğini gösterir. Ekonomik aktivitenin canlanması ise genellikle istihdam artışı ve gelir düzeyinin iyileşmesiyle ilişkilidir.
Uzmanlar, hizmet sektöründeki %1’lik artışı, pandemi sonrası toparlanmanın devam ettiğinin bir işareti olarak yorumlarken, perakende sektöründeki %0,9’luk artışı konsantrik harcama kalıplarının stabil olduğunu belirtiyor. İnşaat sektöründeki %1,5’lik artış ise kamu ve özel yatırımların artışıyla destekleniyor.
Ekonomistler, önümüzdeki çeyreklerde güven endeksinin mevcut seviyelerden sapma göstermemesi için enflasyonun kontrol altında tutulması ve döviz kurlarının istikrar kazanması gerektiğini vurguluyor. Özellikle küresel piyasalardaki belirsizlikler, yerel güven endeksinin kırılganlaşmasına yol açabilir. Ancak, hükümetin altyapı projelerine yönlendirdiği kaynaklar ve tüketici kredilerindeki esneklik, pozitif bir ortam yaratmaya devam ediyor.
Özetle, Kasım 2025 itibarıyla hizmet, perakende ve inşaat sektörlerinde gözlemlenen güven artışı, Türkiye ekonomisinin kısa vadeli büyüme ivmesini destekleyecek bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Bu trendin sürdürülebilir olması, makroekonomik politikalarda alınacak önlemler ve dış faktörlerin seyriyle doğrudan bağlantılıdır.