Paris’in dünyaca ünlü Louvre Müzesi, 19 Ekim sabahı gerçekleşen çılgın soygunun ardından bir ay içinde çetenin son üyesini yakaladı. Gözaltına alınan şüpheliler, suçun planlamasını “Slav aksanlı iki adam”dan 15.000 Euro karşılığında aldıklarını ve kendilerine “terk edilmiş bir bina” gösterildiğini itiraf etti.

Yakalanan kişi, daha önce tutuklanan üç çete üyesiyle bağlantılı ve Paris’in banliyösü Seine‑Saint‑Deniz’den olduğu belirtiliyor. Şu ana kadar kimliği ve yaşı açıklanmasa da, organize suç ve suç ortaklığı suçlamalarıyla yargılanıyor. Louvre’dan çalınan sekiz mücevher hâlâ aranmaktadır.
Polis, bir diğer şüpheliye “soygunu organize eden kişilerin de aynı Slav aksanını kullandığını” söylemişti. Bu bulgu, Fransız istihbarat birimlerinin soygunun “dış müdahale” olabileceği yönündeki ön raporunu destekliyor. Raporda, ipuçlarının Rusya’ya işaret ettiği ve operasyonun sınırlı suç geçmişine sahip bireyler tarafından yürütülmesinin arkasında “dış bir akıl” olasılığını artırdığı vurgulandı.
Olay anında, Kraliyet Mücevherleri koleksiyonunun sergilendiği Galerie d’Apollon’da toplamda dokuz değerli eser çalındı. Kaçış sırasında, Napolyon’un eşi İmparatoriçe Eugénie’ye ait bir taç müzeye dışarı atılmış ve hasarlı halde bulunmuştu. Çalınan eserlerin toplam değeri “paha biçilemez” olarak nitelendiriliyor ve soygun sadece yedi dakika sürdü.
Sayıştay’ın ön raporu, Louvre’un güvenlik altyapısında “sürekli” ve “önemli oranda” gecikmeler olduğunu, bu durumun ciddi bir güvenlik açığı yarattığını belirtti. Müze müdürü Laurence Des Cars, 22 Ekim’de Senato Kültür Komisyonu’na verdiği ifadede sorumluluğunu kabul ettiğini, ancak istifasını reddettiğini açıkladı.
Soygun sonrası çalınan mücevherler, Fransa Merkez Bankası’na nakledildi ve bazı değerli parçalar daha sonra müzenin dışına çıkarıldı. İkinci tutuklama 29 Ekim’de, üçüncü tutuklama ise 2 Kasım’da gerçekleşti. Olay, Avrupa güvenlik çevrelerinde Rusya’nın istihbarat faaliyetlerine yönelik yeni bir tartışma başlattı. Rusya‑Fransa ilişkileri üzerine uzmanlar, bu tür bir operasyonun diplomatik gerilimleri tırmandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzmanlar, benzer yüksek profilli kültür varlıkları soygunlarının önüne geçmek için uluslararası iş birliği, teknolojik güvenlik yatırımları ve istihbarat paylaşımının artırılması gerektiğini vurguluyor. Louvre soygunu, Avrupa’nın kültürel mirasını koruma konusundaki mevcut zafiyetleri bir kez daha gözler önüne serdi.