Uluslararası Para Fonu (IMF), son dönemde sıkıntılar yaşayan Almanya ekonomisinin içinde bulunduğu durumu ayrıntılı bir şekilde değerlendirdi. Borç freni olarak bilinen kısıtlayıcı bütçe kuralının, doğru şekilde yönlendirilmesi halinde ülkenin uzun vadeli büyüme potansiyelini yeniden canlandırabileceği öne sürüldü. Fon yetkilileri, özellikle yapısal reformlar ve altyapı yatırımlarının, verimlilik artışı ve istihdam yaratma açısından kilit rol oynadığını vurguladı.
Arka arkaya iki resesyon yılı yaşayan Almanya için IMF, 2025’te %0,2’lik düşük bir büyüme, 2026’da %1 ve 2027’de %1,5 civarında bir genişleme öngörüyor. Bu rakamlar, Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri için hâlâ olumlu bir tablo olarak nitelendirildi.
Kevin Fletcher adlı IMF ekonomisti, “Ne kadar yüksek olursa o kadar iyi” diyerek gevşek mali politikanın sağladığı ivmenin önemli olduğunu, ancak tek başına yeterli olmayacağını belirtti. Almanya’nın son yıllarda diğer gelişmiş ülkelerin gerisinde kalması, yapısal dönüşüm ihtiyacını daha da acil hale getiriyor.
IMF ayrıca, Almanya’nın borç freni reformunun ülkeye yeniden daha yüksek bir büyüme oranı sağlama fırsatı sunduğunu yineledi. Altyapı yatırımları ve Alman ordusunun modernizasyonu için uzun süredir planlanan projelerin, ekonomik verimliliği artıracak şekilde ve yapısal reformlarla desteklenerek kullanılmasının şart olduğunu vurguladı.

“Merz’in başarısı ekonomiye bağlı” başlıklı değerlendirmesinde IMF, koalisyon hükümetinin Mayıs ayından beri ekonomik açıdan olumlu bir başlangıç yaptığını işaret etti. Ancak nihai değerlendirme için hâlâ erken olduğunu ve Başbakan Friedrich Merz’in reform planlarını hayata geçirme başarısının kritik olduğunu belirtti. Emeklilik politikalarındaki adımların da büyüme dinamiğini şekillendireceği vurgulandı.
Merz, enerji maliyetlerindeki düşüş ve amortisman kurallarındaki esneklik sayesinde konut talebinin artacağını ve bu durumun yatırım ortamını canlandıracağını ifade etti. Hükümetin şirketleri rahatlatıcı önlemler almasının, uzun vadede ekonomik dönüşümün temel taşı olacağına inandığını sözlerine ekledi.
IMF, devletin ek yatırımlarının yanlış yönlendirilmesinin potansiyel bir risk oluşturduğunu belirterek, örnek olarak restoranlarda uygulanan KDV indirimini eleştirdi. Benzer kısa vadeli tüketim odaklı önlemlerden kaçınılması gerektiğini savundu.
Fon, federal hükümetin büyümeyi artıracak reformları hayata geçirirken harcamaları artıracak önlemlerden uzak durması gerektiğini vurguladı. Aksi takdirde düşük verimlilik artışı ve yaşlanan nüfus nedeniyle orta vadeli ekonomik perspektiflerin zayıflayacağı uyarısında bulundu.
Özellikle dijitalleşmenin hızlandırılması, start‑up ekosistemine teşvikler verilmesi ve inovasyonun desteklenmesi, IMF’nin önerdiği öncelikler arasında. Bürokrasi azaltımı, işgücü piyasasında kadınlar, yaşlılar ve mültecilerin daha etkin değerlendirilmesi de reform paketinin kritik bileşenleri olarak öne çıkıyor.
AB genelinde sermaye ve enerji piyasalarının uyumlaştırılması, ticari engellerin azaltılması ve Avrupa iç pazarının daha entegre hâle getirilmesi, sadece Almanya’yı değil tüm AB ülkelerini olumlu etkileyecek stratejik adımlar olarak gösterildi.
Bu öneriler ışığında, Almanya’nın ihracat sanayisi hâlâ Avrupa pazarlarına büyük ölçüde bağımlı kalmaya devam ediyor; bu durum, bölgesel entegrasyonun güçlendirilmesinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.