Reis Özmen, 10 Haziran 2018 tarihinde Adana’nın Seyhan ilçesi Şakirpaşa Mahallesi’nden evinden ayrıldıktan sonra bir daha geri dönmedi. O dönemde 18 yaşında olan genç, telefonunu kapatmış ve herhangi bir iz bırakmadan kaybolmuştu. Ailesi ve çevresi, olayın hemen ardından yerel emniyet birimlerine başvurdu ancak yedi yıl geçmesine rağmen hiçbir somut bulgu elde edilemedi.

\”Hayatından endişe ediyoruz\” diyen ağabeyi İbrahim Özmen, duygularını şu sözlerle dile getirdi: \”Kardeşim 10 Haziran 2018’de evden çıktı, bir daha kendisinden hiçbir şey almadık. Telefonu da kapandı. Emniyet güçleriyle de iletişim kurduk ama sonuç alamadık. Bu kadar uzun süre geçmesi, onun hayatta olup olmadığını sorgulamamıza neden oluyor. Canına bir şey geldiğinden şüpheleniyorum.\” ifadeleri, ailenin içinde bulunduğu çaresizliği gözler önüne seriyor.
Ayrıca Özmen’in ağabeyi, devlet yetkililerinden \”devletten yardım talep ediyoruz\” diyerek, kayıp kişinin bulunması için resmi bir yeniden inceleme yapılmasını istiyor. \”Bir insan kaybolduğunda mezarını bile bilebiliriz; ancak biz bu çocuğun izini bulamıyoruz. Ailemizin ciğeri yanıyor, bir an önce net bir bilgiye ihtiyacımız var.\” şeklinde konuştu.
Türkiye genelinde kayıp kişi vakaları her yıl binlerce kez rapor edilmekte ve özellikle gençler arasında bu oran artmaktadır. İçişleri Bakanlığı’nın 2023 yılı raporuna göre, 0‑25 yaş arasındaki kayıp kişilerin %38’i hâlâ \”bulunamadı\” statüsünde. Uzmanlar, ailelerin ve güvenlik güçlerinin koordineli bir veri tabanı ve tekrar değerlendirme mekanizması oluşturmasının bu tür vakaların çözümünde kritik olduğunu belirtiyor.
Bu bağlamda, Reis Özmen’in ailesi, Adana Emniyet Müdürlüğü’nün ve ilgili kamu kurumlarının yeniden bir saha çalışması başlatmasını, kayıp kişinin hareket alanının yeniden taranmasını ve olası tanık ifadelerinin kapsamlı bir şekilde yeniden incelenmesini talep ediyor. Aile, aynı zamanda sosyal medyada ve yerel topluluklarda farkındalık yaratmak için kampanyalar yürütüyor; ancak resmi makamların aktif ve hızlı bir müdahalesi olmadan sonuç elde etmelerinin zor olduğu vurgulanıyor.
Yerel sivil toplum kuruluşları da bu tür uzun süren kayıpların aileler üzerindeki psikolojik etkisini azaltmak amacıyla destek grupları oluşturmaya başladı. Aile, bu girişimlerin yanı sıra, kayıp kişinin bulunması için ulusal ve uluslararası düzeyde işbirliği talep ediyor. \”Her gün umutla bekliyoruz; bir telefon, bir mesaj, bir iz… bize umut verebilir.\” sözleri, ailenin hâlâ umudunu yitirmediğini gösteriyor.