Luisa Janssen Harger Da Silva, 2016 yılı yazında New York’un Brooklyn semtinde turistik bir gezi sırasında metro istasyonuna indi. Gelen trenin hızla yaklaşması ve platformda dengesini kaybetmesi sonucunda kadın, rayların üzerine düştü ve sol kolu ile sol bacağını kaybetti. Metropolitan Transportation Authority (MTA)’nin güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu iddia edildi.

Kazanın ardından Luisa, yoğun tıbbi müdahale gördü ve uzun bir rehabilitasyon sürecine girdi. Kaybedilen uzuvlar nedeniyle kalıcı bir sakatlık yaşadı ve bu durum, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan büyük bir travmaya yol açtı. Ailesi ve Avukatı, MTA’nın güvenlik eksikliklerini ve kazanın sorumluluğunu gündeme taşıyarak hukuki bir yol izlemeye karar verdi.
Luisa, 2023 yılında Brooklyn Federal Mahkemesi’ne MTA’ya karşı 82 milyon dolar tazminat talebi ile dava açtı. Dava, ABD’de toplu taşıma kurumlarının sorumluluklarını ve yolcu güvenliğini nasıl sağladıkları üzerine odaklandı. Jüri, kazanın MTA’nın yetersiz platform güvenliği, yetersiz uyarı sistemleri ve personel hatalarından kaynaklandığını belirledi.
2025 yılı Haziran ayında verilen karar ile Brooklyn Federal Mahkemesi, MTA’yı kusurlu bularak Luisa’ya toplam 82 milyon dolar (yaklaşık 83 milyar 480 milyon TL) tazminat ödenmesine hükmetti. Mahkeme, “Kazanın ağırlığı, mağdurun yaşam kalitesindeki kalıcı düşüş ve tazminatın caydırıcı etkisi” gerekçelerini sundu. Bu tutar, ABD tarihindeki en yüksek tek kişiye verilen tazminat olarak kayıtlara geçti.
MTA yetkilileri, kararı “haksız ve aşırı” nitelendirerek itiraz edeceklerini açıkladı. Kurum, olayın bir istisna olduğunu ve mevcut güvenlik protokollerinin sürekli güncellendiğini savunuyor. Ancak, uzmanlar MTA’nın itirazının, benzer kazaların önlenmesi için sistematik bir inceleme yapılmasını geciktirebileceği konusunda uyarıda bulunuyor.
Ulaştırma hukuku uzmanları, bu kararın ABD’de toplu taşıma altyapısına yönelik bir uyarı niteliğinde olduğunu belirtiyor. Rekor tazminat, diğer büyük şehirlerdeki metro ve tren işletmelerinin güvenlik önlemlerini gözden geçirmesine ve benzer davaların önüne geçmek için daha sıkı denetimler yapılmasına yol açabilir. Ayrıca, bu dava, yabancı turistlerin de haklarını savunabilmelerinin bir örneği olarak uluslararası alanda yankı buldu.