Mark Rutte, NATO Genel Sekreteri olarak yaptığı basın açıklamasında, “Ukrayna’da bir barış anlaşması olsa bile Rusya, Avrupa için bir tehdit olmaya devam edecek” diyerek, mevcut çatışmanın sona ermesinin Rusya’nın stratejik hedeflerini ortadan kaldırmayacağını belirtti. Rutte, “Bir Rus devlet başkanı, tarihi yeniden yazma yanılgısı uğruna bir milyon insanını feda etmeye razıysa hazırlıklı olmalıyız. Bu nedenle savunmamıza çok daha fazla para harcamalıyız.” ifadeleriyle, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırma gerekliliğine dikkat çekti.

Rutte, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarını sürdüğünü ve bu durumun sadece bölgesel bir kriz olmadığını, aynı zamanda NATO’nun ortak savunma ilkelerini test ettiğini vurguladı. “Bir barış planı, Rusya’nın Avrupa için uzun vadeli bir tehdit olduğu değerlendirmesini değiştirmez.” diyerek, diplomatik çabaların sınırlı etkisine işaret etti.
Konuşmasında ayrıca ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da, özellikle Gazze, Katar, İsrail ve Filistin arasındaki çıkmazı çözmedeki rolüne de değinen Rutte, “O, Gazze de dahil olmak üzere çatışmaları aktif olarak çözüyor. Avrupalı liderlerle 100’den fazla görüşme yaptık, ancak nihayetinde Gazze’de, Katar, İsrail ve Filistin’le yaşanan çıkmazı çözen ABD Başkanı oldu.” ifadelerini kullandı. Rutte, “Başkan Trump’ın liderliğinden gerçekten memnunum. Onu tamamen destekliyorum.” diyerek, ABD‑Avrupa ilişkilerinin stratejik önemine vurgu yaptı.
Rutte’nin açıklamaları, NATO’nun savunma bütçelerini artırma ihtiyacını bir kez daha gündeme getiriyor. Uzmanlar, “Rusya’nın askeri kapasitesinin modernizasyonu ve agresif dış politikası, Avrupa güvenliğinin yeniden değerlendirilmesini zorunlu kılıyor.” şeklinde yorum yapıyor. Ayrıca, Trump’ın Ortadoğu’da gösterdiği aktif rolün, Avrupa’nın dış politikada ABD’ye olan bağımlılığını yeniden şekillendirebileceği düşünülüyor.
Bu çerçevede, Avrupa liderlerinin hem savunma harcamalarını artırması hem de diplomatik yollarla Rusya’yı izole etmeye çalışması bekleniyor. Ancak, “Barış sürecinin tamamen başarılı olabilmesi, Rusya’nın tutumunda köklü bir değişiklik gerektiriyor.” şeklindeki uyarı da göz ardı edilmemeli.