Sof kumaşı, kültürel miras elçisi kadınların elinde hayat buluyor

Sof kumaşı, kültürel miras elçisi kadınların elinde hayat buluyor
Yayınlama: 27.11.2025
3
A+
A-

Gelenekten Geleceğe: Sof Kumaşının Tarihi

Anadolu’nun kalbinde, Ankara keçisinin eşsiz tiftiği işlenerek ortaya çıkan sof kumaşı, 15. yüzyıldan beri hem iç piyasada hem de Avrupa saraylarında büyük bir ilgi görmüştür. O dönemde Osmanlı padişahlarının ve sultanların tercih ettiği bu lüks tekstil, “kumaşların sultanı” olarak anılmış, saray kıyafetlerinin vazgeçilmez bir parçası olmuştur.

Unutulma Tehlikesi ve Yeniden Doğuş

Son yıllarda genç neslin bu geleneksel el sanatına ilgisinin azalması, sof kumaşını neredeyse yok olma sınırına getirmişti. 2022 yılında Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan “Dokuma Atlası” projesi, bu durumu tersine çevirmeyi hedefledi. Proje kapsamında, Kızılcahamam’da bir üretim atölyesi açıldı ve “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” unvanını alan 7 kadın, sof kumaşını yeniden dokuya kavuşturdu.

Elçilerin Hikayesi: Kadınların Gücü

Atölyede çalışan Kadriye Doğanoğlu (46), Ayşe Kalaycı (39), Nurcan Kesekler (44), Fatma Soylu (45), Emine Aydoğdu (39), Kezban Akalın (42) ve Bahar Sarı (48) gibi isimler, tel kırma, iğne oyası, filkete oyası, keçe işi, feritiko, ebru sanatı gibi geleneksel teknikleri modern tasarımlarla harmanlıyor. Üretilen ürünler arasında çanta, kravat, fular, ayakkabı ve günlük elbiseler bulunuyor; böylece sof kumaşı sadece müzelerde değil, sokak modasında da yerini alıyor.

Coğrafi İşaret ve Ekonomik Katkı

İki yıl önce Ankara Valiliği’nin girişimiyle alınan “Coğrafi İşaret Tescil Belgesi”, sof kumaşının özgünlüğünü ve kalitesini resmi olarak tescilledi. Bu belge, hem yerel üreticilere pazarlama avantajı sağladı hem de ihracatçılara uluslararası alanda tanınırlık kazandırdı. Ekonomik olarak, atölye sayesinde bölgede yıllık ortalama 2,5 milyon TL’lik yeni bir döviz girdisi oluştu; aynı zamanda 15 kişilik doğrudan istihdam ve 30’dan fazla yan sektör çalışanı sağlandı.

Uzman Görüşleri

Kızılcahamam Halk Eğitim Merkezi Müdürü Gürkan Hazar, “Sof kumaş, sadece estetik bir değer değil, aynı zamanda radyasyondan korunma, cilt dostu olması ve doğal yün yapısı nedeniyle sağlık açısından da büyük faydalar sağlıyor” diyerek ürünün çok yönlü önemine değindi. Ayrıca, “Saray kumaşı” olarak adlandırılan bu tekstilin, 1220’li yıllarda Kayı Boyu’nun Anadolu’ya gelişiyle birlikte ortaya çıktığını ve o günden bu yana kültürel kimliğin bir parçası olduğunu vurguladı.

Üretim Sürecinin Detayları

Kadriye Doğanoğlu, “İplikten dokumaya, dokunmadan yıkamaya, cendere işlemine kadar toplam 11‑12 aşamadan geçen bir süreç yürütüyoruz. Her bir aşama yaklaşık bir ay sürüyor; bu da sof kumaşının ne kadar meşakkatli ve değerli bir ürün olduğunu gösteriyor” şeklinde açıklama yaptı. Tiftiğin tezgaha geçirilmesinden sonra renk elde etme, eko‑baskı ve doğal boyama teknikleriyle son haline getirilmesi, el işçiliğinin modern tasarım ile buluştuğu bir laboratuvar gibi işliyor.

Yerel Tasarım ve Yöresel İlham

Kızılcahamam Halk Eğitim Merkezi’nden Nurdan Hazar, “Kökenimizden gelen çiçek motifleri ve yöresel bitki desenleriyle sof kumaşa yeni bir kimlik kazandırıyoruz. Keven çiçeği, 15 yıldır atölyemizde nakışın temelini oluşturuyor” dedi. Bu yöresel dokunuşlar, ürünlerin hem yerel pazarda hem de uluslararası fuarlarda benzersiz bir cazibe kazanmasını sağlıyor.

Gelecek Vizyonu

Projenin bir sonraki aşaması, sof kumaşının yeni nesil tasarımcılarla iş birliği içinde moda haftalarında tanıtılması ve online satış platformları üzerinden küresel pazara açılması. Bakanlık, 2025‑2027 yılları arasında sof kumaşıyla ilgili 3 yeni eğitim programı ve 5 uluslararası sergi düzenlemeyi planlıyor. Böylece, bu değerli miras sadece tarih kitaplarında kalmayacak, aynı zamanda günlük yaşamın bir parçası olarak sürdürülebilir bir ekonomik motor haline gelecek.

Bir Yorum Yazın


Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.