Resmî Gazete’de yayımlanan karar metnine göre, 1 Ocak 2026 itibarıyla geçici koruma statüsünde bulunan Suriyelilere yönelik ücretsiz sağlık hizmeti dönemi sona eriyor. Artık Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla hizmet alacak her Suriyeli, belirlenen bir katılım payı ödeyecek.

Katılım payı, SGK’nın bilişim uygulamaları üzerinden otomatik olarak tahsil edilecek ve toplanan tutar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Teşvik Fonu (SYDTF)’ne aktarılacak. Ödeme gücü olmayan Suriyelilerin yaptığı ödemeler iade edilebilecek ve bu kişilere özel bir tespit mekanizmasıyla ödeme gücü değerlendirmesi yapılacak.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Göç İdaresi Başkanlığı ortak bir çalışma yürütüp, ödeme gücü olmayan kişileri tespit edecek. Bu bireyler, SGK’nın karşılamadığı sağlık hizmetlerinden yararlanamayacak. Ayrıca, aşılar ve üreme sağlığıyla ilgili hizmetler de yeni düzenleme kapsamında kapsam dışı bırakıldı.
Sağlık hizmetlerinin bedeli, SGK’nın belirlediği üst sınırı geçmeyecek şekilde üçer aylık periyotlarda Sağlık Bakanlığı’na ödenecek. Bu sistem, bütçe planlamasını kolaylaştırırken, hizmet alımında şeffaflığı artırmayı hedefliyor.
Göç İdaresi Başkanlığı’nın 20 Kasım haftalık raporuna göre, Türkiye’de 2 375 909 Suriyeli geçici koruma statüsünde bulunuyor. Bunların 1 148 000’i 18 yaş altı çocuk. En yoğun nüfus İstanbul (471 bin), Gaziantep (333 bin), Şanlıurfa (197 bin), Adana (179 bin) gibi büyük şehirlerde yoğunlaşıyor.
İstanbul, Gaziantep, Şanlıurfa ve Adana dışında, Hatay, Mersin, Bursa, Konya, İzmir ve Ankara gibi iller de Suriyeli nüfusunun yüksek olduğu şehirler arasında yer alıyor. Bu şehirlerdeki yerel yönetimler, yeni katılım payı sistemine adaptasyon sürecinde ek kaynak ve altyapı ihtiyacını gündeme getiriyor.
Mevcut uygulamada Suriyeliler, acil ve zorunlu durumlar dışında özel sağlık kuruluşlarına doğrudan başvuramıyordu. Yeni düzenleme, ödeme gücü olmayanların özel sağlık hizmetlerine erişimini tamamen kısıtlayarak, sadece SGK kapsamında sunulan hizmetlerle sınırlı kalmalarını sağlayacak.
İnsan hakları örgütleri, yeni kararın savunmasız gruplar üzerindeki olumsuz etkilerini vurgulayarak, devletin sosyal koruma ağını güçlendirmesi gerektiğini belirtiyor. Özellikle çocuk ve hamile kadınların sağlık hizmetlerine erişiminin korunması talep ediliyor.
Katılım payı uygulaması, hem kamu bütçesinin hem de Suriyeli toplulukların ekonomik yükünü dengelemeyi amaçlasa da, ödeme gücü olmayan ailelerin sağlık hizmetlerinden mahrum kalması sosyal gerilimleri artırabilir. Uzmanlar, uzun vadede entegrasyon politikalarının gözden geçirilmesini öneriyor.
Yeni düzenlemenin ilk yılı içinde, ödeme gücü değerlendirmesi ve geri ödeme mekanizmalarının ne kadar etkin çalıştığı yakından izlenecek. Ayrıca, SGK’nın veri tabanı entegrasyonu ve bölgesel sağlık hizmeti dağılımı da kritik göstergeler arasında olacak.