Türkiye’de geçici koruma statüsü altında yaşayan yabancılar için sağlık hizmetlerine erişim politikası, Resmi Gazete’de yayımlanan yeni kararname ile köklü bir değişim geçiriyor. Kararnameye göre, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçici koruma kapsamında bulunan her birey, hastane hizmetleri ve reçeteli ilaçlar için katılım payı ödeyecek. Bu ödeme, daha önce Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu (SYDTF)’na doğrudan aktarılacak ve fon, her üç ayda bir ilgili harcamaları karşılayacak.

Yeni düzenleme, ödeme gücü bulunmadığı tespit edilen geçici korunanların haklarını korumayı amaçlıyor. Bu kişilerin katılım payı tutarı, sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakıflarından talep edilerek geri alınabilecek. Başvuru süreci, bireyin gelir ve mal varlığı beyanına dayalı bir değerlendirme ile yürütülüyor ve geri ödeme, aynı fon üzerinden gerçekleştiriliyor.
Eski uygulamada, geçici koruma kapsamında olanların acil durumlar dışındaki özel sağlık kurumlarına doğrudan başvurmaları engelleniyordu. Yeni kararname, bu kısıtlamayı sadece ödeme gücü olmayan bireyler için geçerli kılıyor. Böylece, ödeme gücü bulunan geçici korunanlar, ihtiyaç duydukları hizmeti özel hastanelerde de alabilecek ve sağlık sisteminin daha geniş bir yelpazesine erişim sağlayabilecek.
Geçici koruma statüsü, özellikle Suriye’den gelen mülteciler için uygulanan bir düzenlemedir ve şu anda Türkiye’de yaklaşık 3,5 milyon kişiyi kapsamaktadır. Sağlık hizmetlerinin ücretsiz sunulması, hem mültecilerin yaşam kalitesini artırmış hem de kamu sağlığı açısından kritik bir öneme sahip olmuştur. Ancak uzun vadeli mali sürdürülebilirlik sorunları, yeni katılım payı uygulamasının temel motivasyonu olarak gösteriliyor.
Uzmanlar, bu adımın kamu maliyesine bir rahatlama sağlayacağını, ancak sosyal entegrasyon ve sağlık eşitsizlikleri konusunda yeni riskler doğurabileceğini belirtiyor. Özellikle, ödeme gücü sınırının net bir şekilde tanımlanmaması ve geri ödeme süreçlerinin uzun sürmesi, bazı mülteci gruplarında belirsizlik yaratabilir.
Sağlık Bakanlığı ve ilgili STK’lar, ödeme gücü değerlendirmelerinin şeffaf ve hızlı yapılmasını, geri ödeme süreçlerinin kısa sürede tamamlanmasını ve bilgilendirme kampanyalarının dijital platformlarda genişletilmesini öneriyor. Ayrıca, özel hastanelerdeki hizmet kalitesinin denetlenmesi ve fiyatların makul seviyelerde tutulması, sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik görülüyor.