Yaklaşık 40 yıl önce İbrahim Hızal tarafından temeli atılan Hitit Seramik AŞ, Türkiye’nin çimento ve seramik sektöründe önde gelen üreticilerinden biri haline geldi. 2017 yılında kurucusunun vefatı sonrası yönetim, eşi Sevgi Hızal ve kızları Beril Hızal ile Eylül Nehir Hızal‘a devredildi. Aile şirketi, yıllarca istikrarlı bir büyüme sergiledi, ancak son yıllarda artan hammadde maliyetleri ve döviz kuru baskısı, finansal yapısını zorlamaya başladı.

Küresel ekonomik yavaşlamanın Türkiye’yi de etkisiyle Hitit Seramik ciddi bir mali sıkışıklığa girdi. 2024’ün ikinci çeyreğinde şirket, nakit akışında büyük bir darbe aldı ve 92 milyon lira kâr öngörüsü yerine sadece 72 milyon lira zarar bildirdi. Bu durum, şirketin 1,5 milyar lira civarında bir borç birikimi oluşturmasına yol açtı.
Bu koşullar altında, İbrahim Hızal Holding AŞ, Hitit Seramik AŞ ve Beril Seramik Hammaddeleri AŞ ile hissedarlar Sevgi Hızal, Beril Hızal ve Eylül Nehir Hızal mahkemeye konkordato başvurusunda bulundu. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, başvuruyu değerlendirerek üç aylık geçici mühlet kararı verdi; bu süreçte şirketler haciz ve alacak tahsilatına karşı koruma altına alındı. Ancak beklenen finansal iyileşme gerçekleşmedi.
2025 yılı Mart ayının 28’i görülen duruşmada, mahkeme Hitit Seramik AŞ için iflas kararı verdi ve borcunun yaklaşık 1,5 milyar lira olduğu tespit edildi. Aynı oturumda, bağlı kuruluş Beril Seramik Hammaddeleri AŞ için de benzer bir iflas kararı alındı. Mahkeme ayrıca İbrahim Hızal Holding AŞ ve aile üyeleri hakkında daha önce verilen geçici mühlet kararını kaldırdı; bu sayede şirketler ve hissedarlar artık haciz ve alacak tahsilatı riskine açık hâle geldi.
İflas kararı, Türkiye’nin seramik ve inşaat malzemeleri sektöründeki en büyük çöküşlerden biri olarak kayıtlara geçti. Uzmanlar, bu iflasın sektörün likidite yapısını zorlayacağını ve benzer yapıda faaliyet gösteren diğer firmaların da benzer risklerle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor.
Şirketin iflas süreci, alacaklıların alacaklarını tahsil etmeye çalışması, çalışanların iş güvencesi konularının mahkeme kararlarıyla netleşmesi ve potansiyel bir yeniden yapılandırma sürecinin nasıl işleyeceği üzerine yoğun bir tartışma başlattı. Finansal istikrar ve sektörel risk yönetimi konularında yeni düzenlemelerin gündeme gelmesi bekleniyor.