Osman Akın, 55 yaşında, evli ve beş çocuk babası bir vatandaş, yaklaşık bir buçuk yıl önce aniden başlayan ve hâlâ durmayan hıçkırık nöbetleriyle karşı karşıya. “Hıçkırık nöbetlerim 1,5 yıl önce başladı. Ondan sonra devam etti. Bir hafta duruyor, bir hafta devam ediyor.” diyerek yaşadığı sıkıntıyı sözlerine döktü. Nöbetler geldiğinde aklına gelen ilk düşünce ise “Yemek yiyemiyorum, kusuyorum, mide ağrısı çekiyorum, halsiz kalıyorum.” şeklindeydi.

Akın’ın uzun süren hıçkırıkları, sadece kendisini değil aynı zamanda aileyi de derinden etkiledi. Beş çocuğu ve eşi, aklını yormuş, ekonomik ve duygusal anlamda yıpranmış durumda. “Ailem de sefil oldu, sürekli hastaneye gidiyoruz, benle uğraşıyorlar.” şeklinde duygularını paylaştı. Aile fertleri, hastanelerdeki uzun bekleme süresince ve yapılan sayısız tahlilde yorgun düşerek, hâlâ bir çözüm bulamamış olmanın verdiği çaresizlik içinde yaşıyor.
Osman Akın, hastanelerde “bir sürü film çekildim, bir sürü tahlil yapıldı, kan tahlili yapıldı; fakat bir sonuç elde edemedik.” diyerek sağlık sisteminin yetersizliğine işaret etti. Doktorların da bu kadar uzun süren bir hıçkırık sorununa çare bulamaması, bölgedeki tıbbi altyapının iyileştirilmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. Akın, “Bu hıçkırık beni mahvetti, yardım istiyorum.” diyerek çağrısını sürdürdü. Uzun vadeli bir tedavi planı, multidisipliner bir yaklaşım ve belki de uzman bir kulak‑burun‑boğaz (KBB) doktorunun müdahalesiyle bu nadir vaka çözüme kavuşturulabilir.
Özetle, Osman Akın’ın yaşadığı 1,5 yıllık hıçkırık sorunu, sadece bireysel bir sağlık problemi olmaktan çıkıp, aile dinamikleri, ekonomik yük ve sağlık hizmetleri kalitesi üzerine geniş bir tartışma alanı yaratıyor.