İngiltere Başbakanı Keir Starmer, iki ülke arasında imzalanan savunma protokolünü “tarihi” olarak tanımladı. Anlaşma kapsamında toplam 13 gemi Baltık Denizi’nde sürekli devriye görevine başlayacak; bu gemilerden 8’i İngiliz donanmasına, geri kalan 5’i Norveç Deniz Kuvvetleri’ne ait olacak. Gemiler, denizaltı tespit sistemleri, su altı drone’ları ve gelişmiş radarlarla donatılmış durumda.

Rusya, Batı yaptırımlarını aşmak için “gölge filo” adı verilen ticari tankerleri kullandığını iddia eden raporlar, bu gemilerin daha önce İsveç ve Litvanya arasındaki kritik denizaltı kablolarını çapa atarak kesintiye uğrattığını ortaya koymuştu. Bu kablolar, Avrupa’nın internet ve enerji altyapısının en hassas noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca, Rus nükleer denizaltılarının bölge içinde son aylarda %30 oranında artan bir varlık sergilediği NATO istihbarat raporlarında belirtilmişti. Bu durum, Rusya’nın denizaltı kablolarına yönelik saldırı kapasitesini artırdığı anlamına geliyor.
Baltık Denizi, hem enerji hem de dijital iletişim açısından kritik bir geçiş bölgesi olduğundan, ittifakın kurulması AB ve NATO üyesi devletler arasında güçlü bir sinyal olarak algılanıyor. NATO, bu hamleyi “Batı altyapısına yönelik en aktif tehdit” olarak sınıflandırılan Rus hareketlerine karşı proaktif bir adım olarak değerlendirdi.
Rusya ise bu gelişmeyi “bölgeye yönelik provokatif bir askeri müdahale” olarak nitelendirerek, deniz yetki alanı iddialarını sürdürdü ve uluslararası hukukun ihlal edildiğini savundu. Ancak İngiltere ve Norveç, ittifakın sadece savunma amaçlı olduğunu ve denizaltı kablolarının kesilmesini engellemek için hayati bir gereklilik olduğunu vurguladı.
Uzmanlar, bu ittifakın Baltık bölgesindeki güç dengesini yeniden şekillendirebileceğini ve Rusya’nın denizaltı stratejisini gözden geçirmek zorunda kalabileceğini belirtiyor.
İttifakın uzun vadeli etkileri, denizaltı izleme teknolojilerinin gelişimi ve bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden yapılandırılmasıyla yakından izlenecek.