
İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, sektörel verileri değerlendirerek 2025’in temkinli bir yıl olduğunu, ancak üçüncü ve dördüncü çeyreklerde “ivmeli” bir yükseliş yakalandığını belirtti. “2025’in ikinci çeyreğine kadar durağan geçen sektör, üçüncü ve dördüncü çeyrekte kısmen bir artış gösterdi. Bu da önümüzdeki dönem için umut vadeden bir dönem oldu.” şeklindeki ifadeleri, 2026’nın potansiyelini vurgulamak için kullandı.
Demir, Türkiye’nin sıkı para politikası çerçevesinde enflasyonu kontrol altına alarak faiz oranlarında periyodik düşüşler yaşadığını söyledi. Faizlerin düşmesi, konut kredi maliyetlerini azaltarak finansmana erişimi kolaylaştırıyor ve bu durum talebin birikmesine yol açıyor. “Faizlerin düşmesi, konut kredi faiz oranlarında düşüşe ve finansmana erişime kolaylık sağlamaya başladığı takdirde sektörün önü açık.” ifadesi, sektör temsilcilerinin 2026’da beklediği ivmenin temel motoru olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de yaklaşık 26 milyona yakın bir yapı stoğu bulunuyor; bu stokun 6,7‑7 milyonunun riskli olduğu tespit edildi. Demir, “Riskli yapı stokunun bir an evvel dirençli şehirlere dönüştürülmesi gerekiyor. Aksi takdirde kentsel dönüşüm, ülkenin beka sorunu haline geliyor.” dedi. Bu bağlamda “Her yıl 800 bin ila 1 milyon arasında konuta ihtiyaç var” ifadesi, yeni inşaatların sadece talebi karşılamakla kalmayıp aynı zamanda riskli binaların yerine modern, dayanıklı yapılar koyma misyonunu da taşıdığını gösteriyor.

Demir, son aylarda enflasyonun son dört yılın en düşük seviyesine gerilediğini hatırlatarak, enflasyonist ortamda maliyet artışının yavaşladığını ancak hâlâ hedeflenen seviyelere ulaşmadığını belirtti. “Maliyetler maalesef istediğimiz noktaya henüz gelmedi; hane halkının geliri de belirli bir seviyeye ulaşmalı ki sektör tam anlamıyla rahatlayabilsin.” Bu değerlendirme, 2026’da maliyet baskısının hafiflemesiyle birlikte inşaat yatırımının daha cazip bir hale geleceği öngörüsünü destekliyor.
Şeref Demir, “Birikmiş olan talep mutlaka satışa dönecektir. Enflasyon kontrol altına alındı, faizler periyodik olarak düşüyor, konut kredisine veya finansmana ulaşım daha kolay; bu da üretimin artmasını sağlayacak.” diyerek, 2026’nın istikrarlı, ivme kazanan ve büyüme odaklı bir yıl olacağına dair kesin bir inanç belirtti. Ayrıca, “Üçüncü, dördüncü çeyrekte sektör istenilen noktaya gelecektir inşallah.” sözleri, yılın ikinci yarısının özellikle güçlü bir performans sergileyeceğine işaret ediyor.
Demir, kentsel dönüşümün yalnızca bir inşaat sorunu olmadığını, aynı zamanda toplumsal dayanıklılık ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik bir politika olduğunu vurguladı. “Sektörün bir an evvel ivme kazanması, riskli yapı stokunun bertaraf edilmesi ve göç hareketlerinin şehir merkezlerine yönlendirilmesi, uzun vadeli ekonomik büyümeyi destekleyecek.” şeklindeki önerileri, hem kamu hem de özel sektöre yöneltilen bir çağrı niteliğinde.
Bu kapsamda, 2026’nın inşaat sektörü için bir dönüm noktası olacağı ve “faiz düşüşü, konut kredisi erişimi ve kentsel dönüşüm projelerinin bir araya gelmesiyle sektörde yeni bir ivme kazanılacağı” öngörüsü, hem yatırımcıları hem de politika yapıcıları harekete geçirecek bir sinyal niteliği taşıyor.