
Kadirli’nin geniş turp tarlaları, kışın dondurucu soğuğuna rağmen sabahın erken saatlerinde kadın emeğiyle hareketleniyor. Kadın işçiler, tarladan getirilen traktör römorklarındaki turpları önce havuzlara boşaltıyor, ardından Savrun Çayı’nın buz gibi sularında yıkıyor. Soğuk su içinde yürürken, elleri ve ayakları donmak üzere olsa da, işin gerekliliği onları durduramıyor.

Sabah 7.30‑8 gibi başlayan mesai, kamyonların dolup taşmasına kadar devam ediyor. Feride Kocaman gibi deneyimli işçiler, “Suyun içinde çalışıyoruz ama alışkın olduğumuz için bize zor gelmiyor. Normalde zor bir iş ama bilene kolay” diyerek sürecin zorluklarını anlatıyor. Turplar yıkandıktan sonra büyük torbalarla paketleniyor ve kamyonlarla Türkiye’nin dört bir yanına, İstanbul, Ankara, Adana, Diyarbakır gibi büyük şehirlere gönderiliyor.
Kadınlar, torbalanan turpları evlerine götürüp limon, pul biberle tüketerek hem besin değerinden faydalanıyor hem de “çok şifalı” olduğuna inanıyorlar. Bu geleneksel tüketim biçimi, bölgenin kırsal beslenme kültürünün bir parçası hâline gelmiş durumda.
Turp hasadı, Kadirli’nin tarımsal gelirine doğrudan katkı sağlıyor. Kadınların aktif olarak bu üretim zincirine dahil olması, hem aile bütçesine destek oluyor hem de kırsal alanda kadınların ekonomik bağımsızlığını pekiştiriyor. Uzmanlar, bu tür kadın odaklı üretim modellerinin bölgesel kalkınma stratejilerinde daha fazla yer alması gerektiğini vurguluyor.
İlçe yönetimi, kadınların çalışma koşullarını iyileştirmek amacıyla ısıtmalı duş kabinleri ve ergonomik ekipmanlar temin etmeyi planlıyor. Böylece soğuk kış günlerinde bile iş güvenliği ve verimlilik artırılacak. Kadınların bu özverili çabaları, Kadirli’nin tarımsal kimliğini güçlendirmeye devam ediyor.