
Türkiye’nin kırsal kesimlerinde yüzyıllardır kullanılan semercilik, at ve eşek gibi çekici hayvanların taşımacılığında hayati bir rol oynamıştır. Semer sadece bir taşıma aracı değil; aynı zamanda bölgenin kültürel mirasının bir parçası, el emeği ve ince işçiliğin simgesidir. Modern tarım makinelerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu eski meslek, nesilden nesile aktarımının kırılma noktasına geldi.

Ali Danaoğlu, henüz 5 yaşındayken babasının yanına çırak olarak başladı. Babası ona semer yapımının inceliklerini, ahşap seçimini ve atların konforunu sağlayacak eyer, hamut ve koşum takımı üretimini öğretti. 60 yaşındaki Danaoğlu, bu bilgileri yarım asrı aşkın bir sürede aynı tutku ve özenle nesilden nesile aktararak sürdürdü. Dükkanının kapısını her sabah açtığında, eski bir ahşap tezgahın üzerindeki tozlu aletleri yeniden çalıştırıyor ve müşterilerine el yapımı semerler sunuyor.
Günümüzde traktör, kamyonet ve modern taşıma araçlarının hâkimiyeti, semer talebini ciddi ölçüde azalttı. Ali Danaoğlu, “At ve eşeklerin taşımacılıkta kullanılmaması sebebiyle ilgi azaldı” diyerek bu değişimi açıklıyor. Ancak, hâlâ dağlık ve dar arazi koşullarının hâkim olduğu bazı köylerde, traktörün giremediği yollar için semerlere hâlâ ihtiyaç var. Bu yüzden Danaoğlu, kırsal kesimin özel ihtiyaçlarını karşılamaya devam ediyor.
Usta, mesleğini sürdürebilmesi için yeni çıraklar bulamadığını belirtiyor: “Kimse artık çocuğunu çırak olarak bu tür mesleklere koymuyor. Hayvancılık azaldığı için gençler de bu işe ilgi göstermiyor.” Bu durum, semerciliğin “ata yadigarı” bir meslek olarak yok olma riskini beraberinde getiriyor. Danaoğlu, “Ben de zaten gittikten sonra bir oğlum kalıyor. Mesleği yapacak başka kimse de kalmadı” diyerek endişesini dile getiriyor.
Geçmişte semer, eyer ve hamutlar Türkiye’nin dört bir yanına, hatta sınır komşularına gönderiliyordu. Bugün ise Danaoğlu, sadece Şahinbey ve çevresindeki sınırlı bir müşteri kitlesine hizmet verebiliyor. Yine de, kırsal bölgelerdeki tarımsal faaliyetlerin hâlâ at ve eşekle yapıldığı yerlerde, onun el emeği ürünleri vazgeçilmez hâlâ.
Ali Danaoğlu, “Bu meslek baba mesleğim. Allah rahmet eylesin. Babam iyi ki bize bu mesleği öğretmiş” diyerek geçmişe duyduğu minnettarlığı vurguluyor. Ayrıca, “İyi ki bu mesleğe alışmışız. Babamın mekanı cennet olsun. Bir ekmek yiyoruz” sözleriyle, semerciliğin sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu belirtiyor. Usta, bir gün bir çırak bulabilse bile, bu değerli gelenek ve beceriyi geleceğe taşımanın mutluluğunu yaşayacağını umut ediyor.