
Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde, Demirciler Çarşısı’nın gürültülü kalabalığı içinde bir köşede, 65 yaşındaki bıçak bileme ustası Mehmet Şakar, nesilden nesile aktarılan bu ince mesleği 7’nci kuşak olarak hâlâ aynı tutku ile icra ediyor.

Şakar, 15 yaşında babasının yanında çalışmaya başlayınca, bıçakların keskinliği, sapının dengesi ve satıma hazırlık sürecinin inceliklerini öğrenmiş. “Babamın babası bu işi yapıyordu, onun da babası… Ben de 7’nci kuşağım,” diye hatırlıyor. 50 yıldır sabah 8’den akşam 8’e kadar günde 12 saat çalışıyor, aynı zamanda Bursa ve Kırıkkale’de atölyeleri bulunuyor; Antalya’daki dükkanı ise sadece bileme ve satışa odaklanmış.
Geçmişte bıçaklar tek tek el işçiliğiyle üretilirken, bugün “makine kesiyor, biz sadece sapını takıyor ve bileme işlemini yapıyoruz” diyor Şakar. Bu dönüşüm, üretim hızını artırırken hâlâ el işçiliğinin ince dokunuşuna ihtiyaç duyuluyor.
Usta, gençlerin bu mesleğe ilgi göstermediğini ve çırak bulmakta zorlandığını vurguluyor: “Şu an eleman bulamıyoruz. Çalışmak isteyen olsa 50‑60 bin lira maaş veririz.” Bu rakam, bölgedeki ortalama asgari ücrete kıyasla yüksek olsa da, mesleğin fiziksel zorlukları ve uzun çalışma saatleri gençleri çekmiyor.
Şakar’ın dükkanı sadece bıçak bilemekle kalmıyor; aynı zamanda ızgara, şiş, mangal, doğrama tahtası ve soba gibi mutfak ekipmanlarını da satıyor. Müşteri portföyü büyük ölçüde restoran, otel ve lokantalardan oluşuyor. “Gün oluyor 5 bıçak satıyoruz, gün oluyor 300 bıçak,” diye ekliyor; hatta İç Anadolu ve Doğu Anadolu’ya 2 bin bıçağa kadar toptan gönderim yapıyor.
Mehmet Şakar, mesleğini oğluna devretmeye hazır olduğunu belirtiyor. Oğlu şu an Kırıkkale’de aynı işi yürütüyor ve gelecekte Muratpaşa’daki atölyeyi de devralması planlanıyor. Ancak çırak bulamama sorunu, bu geleneksel el sanatının sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Şakar, “Bu işi 50 yıldır yapıyorum, ama yeni nesil ilgisini çekmezse ne olur?” sorusunu soruyor.