
Elazığ’da yediemin otoparkı olarak hizmet veren alan, plakasız, çalıntı, hacizli, icralık ve tescilsiz araçların toplandığı bir depolama yeri hâline geldi. “Değeri 10 milyon TL’nin üzerinde araçlar burada duruyor” diyerek Ömer Ertan’ı açıklamaları, otoparkta bulunan araçların toplam değerinin yaklaşık 500 milyon TL olduğunu ortaya koydu.
Otoparkta 500 adet otomobil ve 300 adet motosikletin bulunduğu, bunların büyük bir kısmının yaprak ve yosunla kaplı, paslanmış ve kullanılamaz hâle geldiği tespit edildi. Araçların birçoğu hâlâ “açık alanda doğanın etkisiyle çürümeye terk edilmiş” durumdaydı.

Uzmanlar, bu kadar büyük bir milli servet kaybının sadece belediyeyi değil, yerel ekonomiyi ve vergi gelirlerini de olumsuz etkilediğini belirtiyor. Ertan, “Araçların satışa çıkması halinde devlet için ciddi bir gelir kaynağı oluşur. Sigorta, muayene, bakım gibi sektörler de bu döngüden faydalanır” diyerek, sorunun sadece otopark içinde kalmadığını vurguladı.
Yüzde 80’in üzerindeki araçların icralık olması, geri kalanının ise yanlış park, sigortasız, ehliyetsiz, alkol etkisi altında veya suçta kullanılan araçlar olduğu bildirildi. Bu durum, yasal sürecin hızlandırılmaması halinde aynı sorunun diğer ilçelerde de yayılabileceği endişesini doğuruyor.
Ertekin, “Bu otopark bir mezarlık haline geliyor. Kanunların işletilmesi ve icra süreçlerinin hızlandırılması gerekiyor” diye seslendi. Yerel yönetimler, yeni bir yasal çerçeve oluşturarak bu tür otoparkların düzenli denetimini ve hızlı tahsilatını sağlayabilir. Ayrıca, “araçların içinde otların yetiştiği” gözlemlenen durum, çevresel riskleri de artırıyor; toprak ve su kirliliği gibi uzun vadeli etkiler göz ardı edilmemeli.
Uzmanlar, benzer durumların önüne geçmek için araçların belirli bir süre içinde tahliye edilmesi, düzenli bakım ve denetim yapılmasını ve kayıp araçların kamulaştırılması gibi adımların hayata geçirilmesini öneriyor.
Elazığ’daki bu durum, ülke genelinde yediemin otoparklarının yönetiminde bir sistem sorunu olduğunu ortaya koyuyor. “Eğer bu sorun çözülmezse, başka illerde de benzer kayıplar yaşanabilir” diyerek yetkilileri harekete geçmeye çağırıyor. Bu süreç, hem ekonomik kayıpların önlenmesi hem de çevre koruması açısından kritik bir adım olarak görülüyor.