
Arabesk müziğin duygusal sesi Güllü (gerçek adı Gül Tut), 52 yaşında, 26 Eylül 2024 tarihinde Yalova’nın Çınarcık ilçesindeki evinin balkonundan düşerek hayatını kaybetti. Ölümünün ardındaki şüpheler ve iddialar hâlâ gündemdeyken, hayranları ve yakınları, sevdiği sanatçıyı hatırlamak için farklı bir yol seçti.

Mezar, İstanbul’un Tuzla Mezarlığı’nda, annesi Yücel Kesici’nin üzerine defnedilmiş durumda. Başlangıçta sade bir tabut ve çiçekle sınırlı olan mezar, zamanla ziyaretçilerin gösterdiği sevgi ve özlem sayesinde adeta bir gül bahçesine evrildi. Ziyaretçiler yalnızca bir gül bırakmakla kalmıyor; mezar başına özenle hazırlanmış çiçek taçları, renkli rüzgar gülleri ve hatta bazen ışıklandırma elemanları ekleyerek, Güllü’nün anısını daha da yüceltmeye çalışıyorlar.
Bu renkli süslemeler, sosyal medya platformlarında da geniş yankı buldu. #GüllüMezarı etiketiyle paylaşılan fotoğraflar, yüz binlerce beğeni alırken, genç ve yaşlı hayranlar “Güllü bir efsane, mezarı da onun efsanesini taşımalı” şeklinde yorumlar yaptı. Mezarı ziyaret edenlerin bir kısmı, duygusal bir anı paylaşarak, “Bu gül bahçesi, onun müziği gibi bir huzur ve teselli kaynağı” dedi.
Vatandaşların duygusal açıklamaları
Mezarı ziyaret eden vatandaşlardan Irmak Cevahir, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Acımız çok büyük, söylenecek fazla bir şey yok. Yaşadığımız acı çok derin, içimiz yanıyor. Keşke hastalanarak ölseydi, keşke böyle olmasaydı… O bizim kraliçemiz, her zaman kalbimizde olacak.”
Ses sanatçısı Zeynocan ise, Güllü’nün ölümünün bir kaza olmadığını, olayın üstünün örtbas edilmemesi için mücadele eden meslektaşlarına teşekkür etti: “Ferdi Aydın kardeşime sonsuz şükranlarımı iletiyorum. Bu olay ‘kaza’ denilerek örtbas edilmek istense de Ferdi kardeşimiz asla peşini bırakmadı.”
Güllü’nün müzik kariyerine dair kısa bir özet de eklemek faydalı: 1990’lı yılların başında sahneye çıkan Güllü, arabesk ve pop müzik öğelerini birleştirerek geniş bir dinleyici kitlesi kazandı. “Yalnızlık Şarkısı” ve “Gülüşüm” gibi hitleri, hâlâ radyo listelerinde yer alıyor ve yeni nesil dinleyiciler tarafından da sıkça dinleniyor.
Gül bahçesine dönüşen mezar, sadece bir anma yeri değil; aynı zamanda toplumun dayanışma ve hatırlama gücünün bir sembolü haline geldi. Bu tür anma ritüelleri, özellikle sanatçılar ve kültürel figürler için, yaşamlarının bitişinden sonra bile varlıklarını sürdürmelerine olanak tanıyor.
Mezar ziyaretlerinin devam etmesi ve süslemelerin artması, Güllü’nün müzik mirasının gelecek nesillere aktarılmasında da rol oynayacak gibi görünüyor. Hayranlar, “Güllü’nün sesi bir gül gibi solmayacak, her daim taze ve canlı kalacak” diyerek, bu çiçekli anma kültürünün sürdürüleceğini vurguluyor.